TAKDİM

Allah-u Teâlâ iman ile küfür, mümin ile kâfir, hakikat ile dalâlet arasına berzahlar koymuştur. Berzah ise “İki şey arasındaki engel” mânâsına gelmektedir.

Nitekim bir Âyet-i kerime’sinde şöyle buyurmaktadır:

“Birinin suyu tatlı ve susuzluğu giderici, diğerinin ki tuzlu ve acı olan iki denizi salıverip, aralarına da karışmalarına engel olan bir berzah (perde) koyan Allah’tır.” (Furkan: 53)

Asıl perde Allah-u Teâlâ’nın emri ve hükmüdür. O’nun emri ve hükmü yürüyünce, hakikat ile dalâlet birbirine karışmıyor.

Diğer bir Âyet-i kerime’sinde ise şöyle buyuruyor:

“İman ile küfür birbirinden kesin olarak ayrılmıştır.” (Bakara: 256)

Bu kadar açık deliller gözler önüne serildikten sonra “İman”ın kurtuluş ve saâdet sebebi, “küfür”ün ise azap ve felâket sebebi olduğu kesin olarak ortaya çıkmış; hak bâtıldan, hayır şerden ayrılmıştır. Bunun içindir ki “Hak ehli” Hakk’ı bulacak, hakikata erecek “Dalâlet ehli” ise küfürde kalacak, ceza ve azap görecek.

Allah-u Teâlâ müminlere kâfirleri dost edinmemelerini muhakkak emretmektedir. Bu emr-i şerife uymayanların ise Allah’ın dostluğunu kaybetmekle cezalandırılacağını bildirmektedir.

Fethullah Gülen ise en büyük din ve vatan düşmanlarıyla görüşmeler yapmış, Allah-u Teâlâ’nın müminlerle kâfirler arasında koyduğu hudutları kaldırmıştır. Allah-u Teâlâ İslâm ile küfrü ayırıyor, o ise küfrü hoş görüyor.

Allah-u Teâlâ Âyet-i kerime’sinde:

“Ey inananlar! Müminleri bırakıp da kâfirleri dost edinmeyin! Allah’ın aleyhinize apaçık bir ferman vermesini mi istersiniz?” buyuruyor. (Nisâ: 144)

Allah-u Teâlâ’nın emri ve hükmü budur. Bu hükmü kaldırıyorlar. Bu Âyet-i kerime’yi inkâr ediyorlar.

Küfrü hoş gören narcılar, Âyet-i kerime’ler kendilerini küfürle damgalayınca küfrü hoş görmediler. Oysa onlar hoşgörü tellallığı yapmamışlar mıydı?

Küfrü hoş gören narcılar Allah-u Teâlâ’nın koyduğu hudutları inkâr edip kaldırdılar. Onlara tâbi olanların hepsini küfür içine daldırdılar. Hepsi küfre düştüler.

Allah-u Teâlâ Âyet-i kerime’sinde: “Onlarla dost olan onlardandır.”

Beyân-ı ilâhîsini ferman buyurmuştur.

“Ey inananlar! Yahudi ve hıristiyanları dost edinmeyin. Onlar birbirlerinin dostudurlar. Sizden her kim onları dost edinirse, o onlardandır.” (Mâide: 51)

İşte bu Âyet-i kerime onlara kâfidir. Bu Âyet-i kerime onların işini bitirir.

Bu uzun uzun beyanlarımıza gelince halka hakikatı duyurmak içindir.

“Selâm olsun onun beğenip seçtiği kullarına.” (Necm: 59)

“Selâm olsun hidayete tâbi olanlara.” (Tâhâ: 47)

Eseri Neşre Hazırlayanlar


| İçindekiler | Yayınlarımız | Ana Sayfa |