Bismillahirrahmanirrahim

"Allah-u zül-celâl vel-kemâl Hazretleri'ne; O'nun sevdiği ve beğendiği şekilde bitmez-tükenmez hamd-ü senâlar olsun.
Peygamberimiz Efendimiz'e, onun diğer peygamber kardeşlerine, hepsinin Âl ve Ashâb-ı kiram'ına, etbâına, ihsan duygusuyla kıyamete kadar onlara tâbi olup izinden gidenlere; sonsuzların sonsuzuna kadar salât-ü selâmlar olsun."

Muhterem Okuyucularımız;

Allah-u Teâlâ Âyet-i kerime'sinde:

"Biz insanı mükerrem kıldık." buyuruyor. (İsrâ: 70)

Mükerrem insan kimdir?

Âyet-i kerime'de buyuruluyor:

"Nefsini tertemiz yapıp arındıran felâh bulmuş kurtulmuştur. Onu kirletip örten kişi ise elbette ziyana uğramıştır." (Şems: 9-10)

Dünyayı düşünüp nefsin arzularına uyan, Hakk ve hakikatten uzaklaşıp şeytan ile arkadaş olan kimse aslâ mükerrem insan olamaz. Süflî arzular peşinde oldukları için suretâ insandırlar, icraatları hep hayvanîdir.

Bu suretle de bu işleri kökünden bozarlar.

Allah-u Teâlâ Âyet-i kerime'sinde:

"Kahrolası insan, ne kadar da nankör!" buyuruyor. (Abese: 17)

Cenâb-ı Hakk insanın; "Çok zâlim ve çok câhil" olduğunu haber veriyor. (Ahzâb: 72)

İnsan Allah-u Teâlâ'nın verdiği ve vereceği nimetleri düşünmez de, değersiz şeyleri arzu eder ve onların peşinde koşar.

Bunun için bakıyorum; kimi biçiliyor, kimi de kökten çıkarılıyor ve fakat bundan da kimsenin haberi yok.

Bize hizmet gerekir, köşe kapmak değil, yağlı kemiğin ise talibi çoktur. Çünkü onların imanı yoktur, yani imanları suretâdır.

Kişi ancak Allah-u Teâlâ'nın kurtarmasıyla kurtuluyor.

Bütün insanlar gidiyor, fakat bir süzgeç var ki çok ince süzüyor. Büyük taşlar kalıyor, küçükler süzülüyor. Süzülenler dahi pirinç olarak süzülüyor. Fakat meğer pirincin içinde de taş varmış, onu da ayıklıyorlar. Baktım pirinci de yıkıyorlar ancak pırıl pırıl olanları içeri alıyorlar.

Allah'ım beni ilmimle, amelimle değil ancak beni lütfunla çekersen kurtarırsın.

İçeriye baktım o pirinçler pırıl pırıl parlıyor. Çünkü yıkanmış, temizlenmiş ama içindeki küçük taşları dahi ayıkladılar. O taşlar İslâm gibi görünüyor ama içi münafık. İslâm olarak süzülmüş ama hayır! Onlar biliyorlar, atıyorlar. Onun için; "İhlâs sahipleri de büyük bir tehlike üzerindedirler." Çok dikkatli olmamız lâzım.

Bu yol sonsuz bir ilâhi lütuf yoludur. Lâkin cambazın ipte yürümesi gibi zordur. Nefis var, şeytan var. Şaşarsan, hududu aşarsın. Burası edep mahallidir. Nezâket çok lüzumludur. Çok dikkat lâzımdır. Burası Allah kapısıdır, sahibi çok büyüktür. Bu yol Hazret-i Allah'a, Resulullah Aleyhisselâm'a ait olduğu için çok hassas, çok dikkatli, çok nazik bir yol. Rızâ yolu, laf yolu değildir. Binaenaleyh yolun esası bize aittir, yoldan çıkanlar bize ait değildir.

İki günlük hayat, tatlı geçerse güzel olur. Bu tatlı hayat da huzur ile mümkün olur.

Huzur olması için; lokmaya dikkat edin, gece ibadetini arttırın, cihada devam edin.

Lüks olan yerde huzur bulunmaz. Hayatta sakın lükse kaçmayın.

Aranan huzurdur. Huzuru bulun, selâmete erin. İki kelime. Fakat huzur da Hazret-i Allah'tan gelir. Bugün huzur ne hacıda var ne hocada var. Ya kimde var? Hazret-i Allah'a gönül verende var.

Bu nasıl olur? Sen samimi bir şekilde O'nun emirlerine riayet edersen, ibadetine devam edersen, O da sana ilk olarak huzur bahşeder. Huzurdan sonra huşu, maiyyet ve kurbiyyet var. Bunlar hep kendisine, Zât'ına çektiği kullara mahsustur.

İnsan sabırlı olmalı, sükût etmeli, Hazret-i Allah'tan korkmalı ve mucibince amel etmelidir. Hepsi bu kadar.

İnsan, haksız yere eziyete uğrayıp sükût ederse bu onun derecesinin artmasına, eziyeti yapanın da helâkına vesile olur.

İnsanın ne kadar korkması lâzım. Fakat insan, korkmasını da bilmiyor, kişi nerede olduğunu da bilmiyor.

Şunu iyi bilin ki bu yol, Hazret-i Allah'ın ve Resulullah Aleyhisselâm'ın yoludur, gidenler oraya gidiyor.

Baki esselâmü aleyküm, ve rahmetullah...

 


| Hakikat'te Bu Ay | Diğer Sayılar | Ana Sayfa |