TASAVVUF'UN ASLI
HAKİKAT VE MARİFETULLAH İNCİLERİ

İbtilâ ve İmtihan (20)

 

Nisan 2018
Hakikat Aylık İslâm Dergisi
s. 44

 

Bir Müminin Hayatında İbtilânın Yeri ve Önemi (7)

 

Güzel Ameller Sebebiyle Kazanılan Hoşnutluklar:

 

Bir Hadis-i şerif'te nakledildiğine göre üç kişi yağmurlu bir günde bir mağaraya sığınmak zorunda kalmışlardı. Dağdan yuvarlanan bir kaya mağaranın ağzını kapayınca, hayatları boyunca yaptıkları en değerli birer iyiliği anarak bu sıkıntıdan kurtulmaları için Allah-u Teâlâ'ya duâ ettiler. Allah-u Teâlâ da duâlarını kabul ederek onları kurtarmıştır.

Abdullah bin Ömer -radiyallahu anhümâ-dan rivayet edildiğine göre Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz şöyle buyurmuşlardır:

"Bir zamanlar üç kişi yolda giderlerken kendilerini yağmur tutmuş ve dağda bir mağaraya sığınmışlar. Arkasından mağaranın ağzına dağdan bir kaya düşmüş ve onları kapamış.

Bunun üzerine yolcular birbirine:

'Bakın, Allah için sâlih amel işledinizse, o ameller vasıtasıyla Allah'a duâ edin. Ola ki Allah bu kayayı sizden açar.' demişler.

İçlerinden biri:

'Allah'ım! Benim iki ihtiyar geçkin ana-babamla, bir karım ve küçük çocuklarım vardı. Onlara iyi bakardım. Hayvanlarımı yanlarına getirdiğim vakit süt sağar, önce annemle babamdan başlayarak çocuklarımdan önce onlara içirirdim. Şu kadar var ki, bir gün ağaçlık beni uzaklara götürdü de akşamlayıncaya kadar gelemedim ve onları uyumuş buldum. Hemen önce yaptığım gibi süt sağdım ve kabı getirerek başları ucuna dikildim. Onları uykularından uyandırmaya kıyamıyor, çocuklara da onlardan evvel süt vermekten çekiniyordum. Çocuklar ayaklarımın dibinde çağrışıyorlardı. Benim ve çocukların hâli bu minval üzere fecir doğuncaya kadar devam etti. Eğer benim bunu senin rızânı dileyerek yaptığımı biliyorsan, bu kayadan bize bir miktarını arala da, ondan gökyüzünü görelim.' demiş.

Bunun üzerine Allah kayanın bir miktarını aralamış ve ondan gökyüzünü görmüşler.

Diğeri:

'Allah'ım! Benim bir amcamın kızı vardı. Onu erkeklerin kadınları sevmesinin en son derecesiyle sevmiştim. Ondan kendisiyle evlenmek talep ettim. Amma o bana gelmekten imtinâ etti. Hatta kıtlığa duçar oldu, bunun üzerine bana geldi. Ben de kendisine yüz yirmi altın verdim. Ayaklarının önüne oturduğumda: 'Ey Allah'ın kulu! Allah'tan kork ve bu mührü nâhak yere açma!' dedi. Ben de yanından kalktım. Eğer bunu senin rızânı dileyerek yaptığımı biliyorsan, bu kayanın bir kısmını bize aç!' demiş. Allah-u Teâlâ da onlara bir miktar daha açmış.

Öteki:

'Allah'ım! Ben bir ölçek pirince bir çırak tutmuştum. İşini bitirdiği vakit: 'Bana hakkımı ver!' dedi. Ben de kendisine ölçeğini arzettim. Fakat o kabul etmedi. Onu ekmeye devam ettim. Nihayet o pirinçten çobanlarıyle birlikte bir sürü sığır elde ettim. Derken bana geldi ve: 'Allah'tan kork da benim hakkıma zulmetme!' dedi.

Ben:

'Çobanlarıyla beraber şu sığırlara git de onları al!' dedim.

Bu sefer:

'Allah'tan kork! Benimle alay etme!' dedi.

'Ben seninle alay etmiyorum. Bu sığırları çobanlarıyla birlikte al!' dedim.

O da aldı ve götürdü. Eğer bunu senin rızânı talep için yaptığımı biliyorsan, bize kayanın kalan kısmını da aç!' demiş.

Bunun üzerine Allah kalan kısmı da açmış ve mağaradan çıkıp gitmişler." (Müslim: 2743)

Burada görülüyor ki Allah-u Teâlâ has kullarının yaptığı güzel ameller sebebiyle hoşnut olur ve onları en sıkıntılı bir zamanda kurtarır. Hiç kimseden bir yardım gelmediği anda imdadına yetiştiği gibi, ahirette de rahmet ve merhamet eder. En tehlikeli geçitleri hiç haberi olmadan geçirir.

 


| Hakikat'te Bu Ay | Diğer Sayılar | Ana Sayfa |