HAZRET-İ MUHAMMED
Aleyhisselâm

 

-Hicretin Sekizinci Yılı-

SEKİZİNCİ YILDAKİ DİĞER BAZI HADİSELER

 

Nisan 2018
Hakikat Aylık İslâm Dergisi
s. 36-37

 

Bahreyn'e Elçi:

 

Ci'râne'den dönüşünde Resulullah Aleyhisselâm, A'lâ bin Hadramî -radiyallahu anh- ile Bahreyn hükümdarı Münzir bin Sâvâ'ya bir mektup gönderdi, yanına Ebu Hüreyre -radiyallahu anh-i de kattı. Kendilerine hayır tavsiyesinde bulundu. O civarın halkının bir kısmı mecûsî, bir kısmı yahudi, bir kısmı ise hıristiyandı.

A'lâ -radiyallahu anh- mektubu Münzir'e verdi ve ona mecûsîliği bırakıp İslâmiyet'i kabul etmesini tavsiye etti. İslâmiyet'in hem dünya işlerini hem de ahiret hayatını birlikte ele almasına hayran kaldığını söyleyen Münzir, müslümanlığı kabul ettiğinden dolayı Bahreyn'deki bütün Araplar müslüman oldular.

Münzir bin Sâvâ -radiyallahu anh-, Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz'in mektubuna karşılık olarak yazdığı yazıda; müslüman olduğunu ve peygamberliğini tasdik ettiğini bildirdi.

Resulullah Aleyhisselâm'ın emri gereğince A'lâ bin Hadramî -radiyallahu anh- Bahreyn'de kaldı ve müslüman olanlardan öşür, müşrik olanlardan ise cizye almakta devam etti.

 

 

Uman'a Elçi:

 

Resulullah Aleyhisselâm Yemen taraflarında bulunan Uman hükümdarı Ceyfer ve kardeşi Abd'e bir mektup yazarak İslâmiyet'e dâvet etti.

Amr bin Âs -radiyallahu anh- mektubu götürdü ve kendilerine teslim etti. Mektubu okudular, önce müslüman olup olmamakta tereddüt geçirdiler, daha sonra da İslâmiyet'le şereflendiler. Bununla da kalmadılar, halkı müslüman olmaya çağırdılar. Bu dâveti duyan halk seve seve İslâmiyet'i kabul etti.

Amr bin Âs -radiyallahu anh- buranın idari işlerini üzerine aldı. Zenginlerden zekât toplayıp fakirlere taksim etti, mecûsîleri de cizyeye bağladı.

Resulullah Aleyhisselâm vefat ettiğinde Amr -radiyallahu anh- bu görevde Uman'da bulunuyordu.

 

 

Gassân'a Elçi:

 

Gassânî hükümdarı Cebele bin Eyhem'e bir mektup yazılıp İslâm'a dâvet edildi. Cebele de itaat etti, Resulullah Aleyhisselâm'a cevap gönderip hediyeler yolladı.

 

 

Maan'a Elçi:

 

Şam topraklarında Maan ve çevresinde yaşayan Cüzâm kabilesi'ne mensup olan Ferve bin Amr Bizans'ın Maan emiriydi. Kendisine elçi gönderilerek İslâm'a dâvet edildi.

Ferve dâvete icabet ederek iman etti. Resulullah Aleyhisselâm'a da birtakım hediyeler yolladı.

Fakat, Bizanslılar, Ferve'nin müslümanlığını duyunca onu yakalayarak hapsettiler ve dininden dönmeyince de idam ettiler.

 

 

Hazret-i İbrahim'in Doğuşu:

 

Zilkâde ayında Resulullah Aleyhisselâm'ın, câriyesi Hazret-i Mâriye -radiyallahu anhâ-dan İbrahim ismini verdiği bir oğlu dünyaya geldi. Resulullah Aleyhisselâm bu doğuma çok sevindi, müjdeyi getiren Ebu Râfi' -radiyallahu anh-e bir köle bağışladı. Hazret-i Mâriye -radiyallahu anhâ-yı da, Hazret-i İbrahim'i doğurduğu için âzâd etti.

Doğumun yedinci günü Akika olarak bir koç kurban etti. Başını traş edip saçının ağırlığınca gümüşü sadaka olarak dağıttırdı, saçların yere gömülmesini emretti. O zaman ismini de koydu.

"Ona ceddimin adını koydum." buyurdu. (Müslim: 2315)

Emzikli Ensâr kadınları, Resulullah Aleyhisselâm'a olan derin sevgi ve saygılarından dolayı, ona süt annelik yapma bahtiyarlığına ermek için birbirleriyle âdeta yarış etmişlerdi. Resulullah Aleyhisselâm onu demirci ustası Ebu Seyf -radiyallahu anh-in hanımı Havle bint-i Münzir -radiyallahu anhâ-ya verdi.

Resulullah Aleyhisselâm arada sırada gelip başını okşar, bağrına basardı.

Enes bin Mâlik -radiyallahu anh- der ki:

"Aîle efrâdına karşı Resulullah Aleyhisselâm'dan daha müşfik hiç kimseyi görmedim. Oğlu İbrahim'in Medine'nin bir kenarında oturan süt annesi vardı. Süt annenin kocası bir demirci idi. Beraberinde biz olduğumuz halde oraya sık sık çocuğu görmeye giderdi. Varınca demircinin izhirle dumanlandırılmış evine girer, çocuğu kucaklar, öper, koklar, bir müddet sonra dönerdi." (Müslim: 2316)

Ondaki bu çocuk sevgisi sadece kendi çocuklarına karşı değil, sevgiye muhtaç olan bütün çocuklara karşı idi.

 

 

Resulullah Aleyhisselâm'ın Kızı Hazret-i Zeyneb -R. Anhâ-nın Vefatı:

 

Resulullah Aleyhisselâm'ın büyük kızı Zeyneb -radiyallahu anhâ- Mekke'den Medine'ye hicret ederken iki müşrik tarafından korkutularak devesinden düşürülmüştü. Bu hadise düşük yapmasına sebep olmuş, kan kaybı sebebiyle hastalanmıştı. Zamanla da bu durum vefatına sebep oldu.

Resulullah Aleyhisselâm cenaze namazını kıldırdı. Kalbi mahzun bir şekilde kabrinin içine indi. Damadı Ebu'l-Âs -radiyallahu anh- de kendisine yardım etti. İlk defa olarak üzerinde taşındığı sediri ile beraber kabre koydu.

 

 

Pahalılık ve Narh:

 

Bu sene içinde Medine-i Münevvere'de büyük ölçüde fiyat artışları olmuştu.

Enes bin Mâlik -radiyallahu anh-den rivayet edildiğine göre, şöyle demiştir:

"Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- hayatta iken bir ara fiyatlar büyük ölçüde yükseldi. Bunun üzerine sahabiler:

'Yâ Resulellah! Fiyatlar yükseldi, bizler için fiyatları tahdit ve tayin et.' diye müracaatta bulundular.

Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- onlara hitaben:

"Şüphesiz ki fiyatı ayarlayan, ucuzlatıp pahalandıran, darlık, bolluk ve rızık veren Allah'tır.

Ne bir can ve ne de bir mal ile ilgili herhangi bir hakkı benden isteyecek bir kimse bulunmadığı halde Rabb'ime kavuşmamı umarım." buyurdu ve narh koymaktan çekindi." (İbn-i Mâce: 2200)

Bu Hadis-i şerif delil gösterilerek narh koymanın, fiyat tahdidinin haramlığına hükmedilmiştir.

 

 

İran'da Saltanat Değişimi:

 

Bu sene içinde İran hükümdarı Perviz'in kızı Bûran, İran tahtına oturdu.

Ebu Bekre -radiyallahu anh-den rivayet edildiğine göre, bu haber Medine-i münevvere'ye yayıldığında Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz şöyle buyurdu:

"Mukadderatını bir kadının eline veren bir millet felâh bulmaz." (Buhârî, Fiten 17)

 


| Hakikat'te Bu Ay | Diğer Sayılar | Ana Sayfa |