Afrin Operasyonu Tarihin Dönüm Noktalarından Birisidir!

 

Uğur Kara – Şubat 2018
Hakikat Aylık İslâm Dergisi
s.42-45

 

Türkiye uzun zamandır terör koridoruna izin vermeyeceğini her şekilde adeta haykırıyordu. Ancak Amerika bu sesi duymak istemedi. Mücessem bir kibir putuna dönüşmüş Amerikan zihniyeti gelen fırtınayı göremedi.

 

Türkiye tarihi bir adım attı. Amerika'nın tasmalı bekçilerini yok etmek için Afrin'e girdi.

Bu operasyon gerçekten çok lüzumlu, çok yerinde, önümüzdeki muhtemel tehlikelerin önüne set çeken çok kritik bir hamle oldu.

Kahraman Mehmetçiğimizi, aslanlarımızı Allah'a emanet ederiz. Allah yar ve yardımcıları olsun. Küffara karşı şanlı zaferler bizim olsun.

Bu operasyon "Terörist" yaftasını en çok hak eden iki devlete, İsrail ve Amerika'ya büyük bir şamar oldu.

Bu operasyon, "Arkamda Amerika var!" diyerek gemi azıya alan taşeron tasmalı bekçilerin tepesine balyoz indirdi.

Bu operasyon zayıflamış, harp kabiliyetini kaybetmiş bir Türk ordusu hülyası gören bütün Haçlılara ve düşmanlarımıza büyük bir gösteriş oldu, küffarın tarihten gelen "Türk korkusu"nu canlandırdı.

Bu operasyon "Amerika'ya rağmen bir şey yapamayız" zihniyetindeki "Öğretilmiş çaresizlik" sendromu yaşayan içimizdeki korkaklara büyük bir cevap oldu.

Bu operasyon küffara karşı milletimizi birlik ve beraberliğe sevkeden büyük bir heyecan oluşturdu.

Elhamdülillah.

Türkiye uzun zamandır terör koridoruna izin vermeyeceğini her şekilde adeta haykırıyordu. Ancak Amerika bu sesi duymak istemedi. Mücessem bir kibir putuna dönüşmüş Amerikan zihniyeti gelen fırtınayı göremedi. Teröristlere uçaklarla, tırlarla silah verdi, açıkça "Ordu kuruyorum" diye ilan etti. Türkiye'yi kendisine karşı harekete geçmeye mecbur etti. Ve bıçak kemiğe dayandı.

Türkiye bu harekât ile hem Amerika'nın bu kibir putunu parçalamış oldu, hem de yakın tarihimizdeki önemli bir kilometre taşı daha geçilmiş oldu. Zira aynı zamanda Türkiye'de de yıllarca kök salmış olan "Amerika'ya karşı bir şey yapamayız." zihniyeti böylece tarumar oldu. Tekerlek bir tümseği daha aştı. Dikkat ederseniz daha 5-10 yıl öncesine kadar "Biz silah yapamayız, Amerika'dan daha iyisini mi yapacağız." diye özetlenebilecek bir zihniyet vardı. Bugün eser yok. Türkiye her türlü silahını kendisi yapmaya çalışıyor ve yapıyor da. Yıllar önce bu zihniyet yok olmaya başladığında "Tekerlek tümseği aştı, artık önümüz açık" mealinde yazılar yazıyorduk. Hamdolsun bugünlere geldik. Bu harekâtı bugün bütün bu büyük devletlere rağmen yapabiliyorsak harp sanayimizdeki gelişmelerin bunda büyük katkısı var.

 

Düşmanlarımız Korksun:

Amerika bize düşmanlık yaptıkça; gözümüz açılıyor, harp sanayiimiz gelişiyor, milletimiz kenetleniyor, dünya milletlerinin bize olan sempatisi artıyor.

Küffarın bize karşı olan düşmanlığı gayretimizi, azmimizi artırıyor.

Zira gayretimiz Allah için olduğundan, Hazreti Allah bize kuvvet, maddî ve manevî destek veriyor. Küffarın kalbine korku salıyor.

"Ben kâfirlerin yüreğine korku salacağım. Artık siz de vurun boyunlarının üstüne! Doğrayın parmaklarını!" (Enfâl: 12)

Amerika'nın arkasında şeytanı, silahı, yalanı, dolanı, sinsiliği, alçaklığı, şerefsizliği, her biri kibir abidesi askerleri olabilir, ancak bütün bunların Hazret-i Allah'ın desteklediği bir ordu karşısında ne hükmü var?

Allah'ın korku saldığı bir yürek Allah yolunda şehit olmaya can atan arslan yürekli bir vatan evladı karşısında ne yapabilir?

Bilin ki; ne yaparsanız yapın, zillet sizin, zafer bizimdir. Bu uğurda can vermek bizim için bir şereftir. Zira Allah'ın emanet ettiği bu ten elbisesini Allah yolunda feda etmekten daha büyük bir şeref olabilir mi? Üç günlük dünyada bir gün fazla yaşamaktansa Hazret-i Allah'ın huzuruna, O'nun uğruna, O'nun emanetini feda ederek çıkmaya can atan bir ordu karşısında ne yapabilir?

Bunlar bütün dünyaya büyük bir şeytanî düzen kurmaya çalışıyorlardı, ancak Hazret-i Allah bu düzenlerini çatır çatır yıkıyor, parça parça yırtıp atıyor. Bu aziz milleti, bu milletin ordusunu da bunların bu sahte düzenini yıkmak için kullanıyor. FETÖ'nün hezimeti ile başlayan, Fırat Kalkanı, Kudüs itirazı ve bugün Afrin harekâtı ile taçlanan süreç İsrail ve Amerika'nın hesaplarını alt-üst ediyor, bütün dünya bunların içyüzünü ikrah ederek seyrediyor.

Hazret-i Allah'ın yardım ve desteği olmasa idi, bu kadar küfür ordusu, içimizdeki bu kadar hain karşısında değil zafer kazanmak, ayakta bile duramazdık. Planlarını da ona göre yapmışlardı.

Elhamdülillahi Rabb'il âlemin!

Küffarın düzenini, -şimdilik- DEAŞ, PKK, FETÖ gibi taşeronlarını biçe biçe gidiyoruz. Bir gün sahiplerine de sıra gelecek. Onlar bu harplerin planını yapıyor. Biliyoruz. Bekliyoruz.

Karşılarına almaya cüret ettikleri ordunun ne olduğunu yeni yeni anlıyorlar. Daha da anlayacaklar inşaallah.

"Şu kopan fırtına Türk ordusudur yâ Rabbi.

Senin uğrunda ölen ordu, budur yâ Rabbi.

Tâ ki yükselsin ezanlarla müeyyed nâmın,

Galib et, çünkü bu son ordusudur İslâm'ın."

(Yahya Kemal Beyatlı)

"Deviren, kırıp döken, silip süpüren yaman bir kasırgayı seher yeli gibi yumuşaklaştırmak mümkün müdür? Korkunç dalgalarını kabarta kabarta yürüyen bir denizi birden sakinleştirmek kabil midir? Yıldırımı güle çevirmek imkânı var mıdır?

İnsanlar ve hatta tabiat bu sorulara: "Hayır, hayır, hayır!" demekte tereddüt etmez, değil mi?...

Halbuki ben kasırganın seher yeline, coşmuş denizin sevimli bir göle, yıldırımın güle inkılap ettiğini gördüm!

Türk'ten bahsediyorum. Düşmanına saldırırken amansız bir kasırgaya, korkunç bir denize ve insafsız bir yıldırıma benzeyen Türk, dost yanında ve silahsız kalmış düşman karşısında bir seher yelidir, berrak bir göldür. Gönül açan bu yeli kasırgaya, göz kamaştıran bu gölü coşkun bir denize, ıtrında asalet uçan bu gülü yıldırıma çevirmek, tabiatı da inciten bir gaflet olur." (İtalyan Şair Torquato Tasso)

Bir gün Hazret-i Ali -radiyallahu anh- Efendimiz'e, kendisiyle birlikte muhârebe edenlerden biri muhârebe esnâsında: "Böyle bir fitnenin içinde bu işin sonu ne olacak?" diye sordu. O da: "Din kıyâmete kadar bâkîdir." dedikten sonra bir müddet başını önüne eğdi, öylece kaldı, hatta etrâfındakiler uyudu zannettiler. Sonra Hazret-i Ali -radiyallahu anh- Efendimiz başını kaldırıp üç defâ: "Ni'mel Etrâk, ni'mel Etrâk, ni'mel Etrâk!" = "Türkler ne güzeldir! Türkler ne güzeldir! Türkler ne güzeldir!" dedikten sonra: "Din Türkler elinde kalacak, Türkler ile yücelecek ve kıyâmete kadar bâkî kalacak!" buyurdular. (Şeyh Şerâfeddîn ed-Dağıstânî -kuddise sırruh-, "Menâkıb-ı Şerefiyye")

 

Afrin Operasyonu'nun Önemi, İsrail ve ABD'nin Niyeti:

Yahudiler Ortadoğu'daki bütün aktörler için büyük bir kaos ve harp planlıyorlar. İran, Rusya ve Türkiye dahil.

Ortadoğu-İsrail merkezli "Küresel Kraliyet" hülyası için düğmeye basanlar, bu amaçlarına ulaşmak için bu coğrafyada büyük devletleri, orduları yok edip sahaya kendi güdümlerindeki PKK gibi taşeronlarını sürmeye çalışıyorlar.

Temel amaç ve strateji budur.

Amerika'nın mantıksız, kendi çıkarlarına aykırı icraatlarının sebebi de budur.

Kendi ülkesini, Amerika'yı düşünen bazı Amerikalıların yapılan yanlışları konuşması bizi aldatmasın. Bir zamanlar nasıl ki bu memleket neredeyse FETÖ'nün dolayısı ile Amerika ve yahudinin esiri haline gelmek üzereydi ise benzer şekilde Amerika yahudiler tarafından net bir şekilde esir edilmiştir. FETÖ eliyle Türkiye'de yapamadıklarını Amerika'da 200 yıldır yapıyorlar.

Bu sebeple Amerika'dan kendi çıkarlarına uygun, mantıklı, uluslararası hukuka ve adalete uygun icraat bekleyenler boşuna beklemesinler. Zira yahudiler "Küresel Kraliyet" düğmesine bastılar. Amerika ise her daim bunların isteklerini yerine getiriyor. Son Kudüs kararında olduğu gibi.

Mantıkla düşününce PKK gibi bir terör örgütünü açıktan destekleyerek Türkiye'yi karşısına almak Amerikan çıkarlarına hizmet etmeyen çok saçma bir icraat değil mi?

Yıllardır birlikte hareket ettikleri İngiltere'yi ve diğer Avrupa devletlerini Ortadoğu'dan itekleyip karşılarına almaları da aynı şekilde hiç mantıklı değil. Dünya âdeta Hitler Almanya'sına benzer bir ülke ile karşı karşıya. Savaşmak istemeyen, savaşın zararını, nükleer silahların yıkıcılığını bilen bir dünyayı zorla savaşa iteklemek hangi mantıkla açıklanabilir?

Bu şekilde mantıkla düşünürseniz, İsrail istiyor diye gidip İran'a vurmak da Amerikan çıkarlarına hizmet eden bir icraat değil.

Yine Rusya ile harbedip nükleer silahların da devreye girdiği büyük bir harbe sebep olmak hele hiç mantıklı bir şey değil.

Birçok yazar ve yorumcu bugün yaşananları, Amerika'nın ne yapmaya çalıştığını anlamlandırmaya, olabilecekleri tahmin etmeye çalışıyor.

Tabii Amerika'dan -büyük devlet aklına yakışmayacak şekilde bunca saçma ve mantıksız icraatına rağmen- hâlâ mantıklı icraatlar beklendiği için tahminler de ona göre güdük kalıyor.

Halbuki Amerikan siyasetinde mantık aramak beyhudedir. İsrail ve Amerika'da kıyamete yakın "Küresel Kraliyet"i kuracak olan "Mesih"in gelmek üzere olduğuna inanan fanatik, radikal dinciler iktidardadır. Tek mantıkları; İsrail'in çıkarı ve "Küresel Kraliyet" hedefine ulaşmaktır.

Bu pencereden bakılınca bu mantıksız siyasetlerin amacı şöyle ortaya çıkıyor:

"Devletleri yok et, orduları dağıt, yerel işbirlikçilere, taşeronluğu kabul eden katil teröristlere devlet vaat et."

Bu yüzden İsrail çevresindeki belli bir sıkletin üzerindeki her devlet, İran, Arabistan, Mısır, Rusya ve Türkiye bunlar için bir hedeftir.

Bütün bu ülkelerin aslında bir olup Amerika'yı defetmesi gerekir. Aksi halde Amerika manivelası ile bu ülkelerin hepsi teker teker hedef olacak.

Ancak heyhat ki, herkes kendi kısır çıkarının peşinde. Yaklaşan tehlikeyi görmekten aciz. İsrail ve Amerika'nın en büyük hedefi durumundaki İran Türkiye'nin Afrin operasyonuna karşı çıkıyor. Başına geleceklerin farkında değil. Amerika gibi İran da kendisine çok güveniyor, "Amerika bana saldıramaz" diye hesap ediyor. Büyük hata yapıyor.

Türkiye hesabını şuna göre yapmalıdır:

İsrail kararlı. Amerika manivelasını kullanarak gerekirse büyük harpler çıkartmak istiyor. Bu ülkeleri içeriden yıkamazsa cepheden saldırtacak, en son Türkiye'ye gelecekler.

3. Dünya harbi çıktığında, Amerika; İran ve Rusya'ya vurduğunda olabilecekleri bir düşünelim:

İran'da oluşacak boşluk ve vakumda Amerika ve İsrail'in yapmayı deneyecekleri ilk şey tıpkı Suriye'deki gibi PKK'yı İran toprakları üzerinde bir devlet haline getirmeye çalışmaktır.

İran ve Rusya'nın bölgeden çekilmesi ile Akdeniz'den (Lübnan ve Suriye'den) Afganistan ve Pakistan'a; Körfez ülkelerinden Kafkasya'ya kadar bütün bu kuşakta bugünkünden çok daha büyük bir kaos ve boşluk oluşabilir. Bu ülkelerin desteği ile ayakta duran Esed rejimi yıkılabilir. Suriye ve Irak'ta yeni ve daha büyük boşluk ve kaos oluşacaktır. Zaten amaç bu. Ve hemen bu boşlukları PKK gibi terör örgütleri ve yerli işbirlikçilerle doldurmaya çalışacaklar.

Türkiye'den o kadar çekiniyorlar, Türkiye ile karşılaşmaktan o kadar korkuyorlar ki, önce Türkiye'nin muhtemel bütün müttefiklerini, -Rusya dahil- yok etmeyi, düşmanlarını büyütmeyi deneyeceklerdir.

Bütün bu senaryolarda PKK tehdidinin ne kadar büyüyebileceğini hesap edebiliyor musunuz?

İşte tam da bu sebeple Türkiye'nin Afrin operasyonu ve PKK'ya karşı Fırat'ın doğusu da dahil operasyona devam edeceğini açıklaması çok önemli, çok lüzumlu ve çok yerindedir.

Türkiye bugünden ön almak, oluşturulacak yeni boşlukların kendi aleyhine bir vakuma dönüşmesini engellemek zorundadır.

 

PKK'yı Kullanıp Atacaklar:

Farz-ı muhal PKK İsrail planları doğrultusunda geniş bir alanda hakimiyet kurmuş olsa nasıl bir devleti olur?

İngiltere Şerif Hüseyin'e büyük bir Arap devleti vaad etmişti, elinde kala kala Ürdün kaldı.

PKK'nın büyük Kürdistan haritası ile Ermenistan'ın büyük Ermenistan haritası neredeyse birbirinin aynı.

Türkiye'nin doğusunda Ermeniler "Büyük Ermenistan" hayali kuruyor harita yayınlıyor, PKK ve Barzani devlet hayali kuruyor harita yayınlıyor, İsrail "Büyük İsrail", "Küresel Kraliyet" hayali kuruyor harita yayınlıyor.

PKK ise zannediyor ki;

"Biz dinsiz olduğumuz için İsrail bizi çok seviyor, yanında dinsiz dost bir devlet görmek istiyor, bu yüzden bizi destekliyor. Devletimizi kurarız, dinli Kürtleri temizleriz, Arapları, Türkleri öldürürüz. Dinli Amerika ve dinli İsrail ile kuzu kuzu beraber yaşarız."

Halbuki Amerika'yı bile paçavra gibi kullanan bu siyonistler amaçlarına ulaşmak için Kürtlerden de kurtulmak zorunda. Hele hele PKK'ya, Kürtlere büyük bir devlet vermek gibi hiçbir düşüncesi yok.

PKK'lılara yapacağı iyiliğin en iyisi işçi, çiftçi ihtiyacını karşılayan modern köle muamelesi yapmaktır.

Siyonistlerin amacı PKK gibi terör örgütlerini kullanarak Türkiye'ye zarar vermektir.

Türkiye buna asla müsade edemez, etmeyecek.

 

Küffar Ateşi PKK Maşasıyla Tutuyor, Dinsiz Bir Millet İnşa Etmeye Çalışılıyor:

Küffar dikkat ederseniz ya DEAŞ gibi sapkın ideolojileri, yahut PKK gibi dinsiz örgütleri destekliyor, besleyip büyütüyor.

Bunların hiç düzgün, vatanı ve milletini düşünen, imanlı bir kimseyi desteklediğini gördünüz mü? Göremezsiniz. Bilakis böyle birisi ortaya çıkarsa hemen yok etmeye çalışırlar.

PKK; kendisini desteklemeyen Kürtleri öldürüyor, sürüyor, tedhiş ediyor.

Uyuşturucu ticareti yapıyor.

Türkiye'de ve Avrupa'da zorla haraç topluyor.

"Silahlı siyaset" adı altında her türlü katliamı yapmaktan, sivil öldürmekten, çocuk katletmekten çekinmiyor.

Böyle bir örgüt, hem de bunları terörist kabul eden Batılı bütün ülkeler tarafından destekleniyor, hoş görülüyor. Niçin? Dinsiz olduğu için. Türkiye'ye düşman olduğu için.

Dolayısı ile hiçbir ehl-i iman bunların peşine takılmaz, bunların zulmüne ve küfrüne ortak olmaz. Amerika ve İsrail'in taşeronluğuna razı olmaz.

Nitekim olmuyor da.

Türkiye'nin bu operasyonu bu yüzden aynı zamanda ehl-i imanı bu dinsiz terör örgütünün boyunduruğundan kurtarmak içindir.

 

Gizli Plan Kalmadı. Herkesin Zihniyeti Ortaya Çıktı:

Siyonistler, masonlar, FETÖcüler ve benzerleri en büyük gücü gizliliklerinden alıyorlardı. Bunların gizlilikleri ve gizli niyetleri ortaya çıktıkça en büyük güçlerini kaybediyorlar. Batının yalan ve sahtekârlık medeniyeti, bu şeytanî medeniyet artık çatır çatır yıkılıyor.

Dikkat ederseniz tarih çok hızlı akıyor. Şeytana hizmet eden bütün gizli örgütler, bu örgütlerin güdümündeki Amerika gibi ülkeler, Amerika gibi ülkelere hizmet eden FETÖ, PKK gibi örgütler hepsinin gerçek yüzü ve niyeti ayyuka çıktı.

Saflar ayrışıyor. Artık insanlar, milletler, devletler bir tercihle karşı karşıya: Bu sahtekârlara, bu alçaklara, bu yalancılara, Amerika gibi ülkelere biat edip şereflerini, haysiyetlerini, vicdanlarını, imanlarını, ahiretlerini bütün değerlerini kayıp mı edecekler, yoksa haklının yanında, insanlığın yanında mı saf tutacaklar.

Türkiye bu sahtekârlara, bu yalancılara, bu alçaklara karşı direndikçe haysiyeti ve itibarı artıyor. Bütün zayıflıklarımıza rağmen bu alçaklar bütün güçleri ile üzerimize gelmelerine rağmen bizi yıkamıyorlar. Hazret-i Allah bizi, bu milleti, bu devleti alenî olarak destekliyor.

Dünya gittikçe karışıyor, ve çok büyük harpleri bekleyebiliriz. Bütün milletler bu büyük herc-ü merc'den nasibini alacak, her millet büyük zayiatlar verecek.

Ancak günün sonunda sadece Hazret-i Allah'ın diledikleri, O'nun destekledikleri ayakta kalacak.

"Hiçbir memleket hariç olmamak üzere, biz onu kıyamet gününden önce ya helâk ederiz veya onu şiddetli bir azapla cezalandırırız. Bu, Kitap'ta (Levh-i mahfuz'da) yazılıdır." (İsrâ: 58)

 


| Hakikat'te Bu Ay | Diğer Sayılar | Ana Sayfa |