Boğaç Han

 

Canan Büşra Kara – Şubat 2018
Hakikat Aylık İslâm Dergisi
s.46

 

"Çok dikkatli olmamız, daha çok çalışmamız gerek. İşgalcilerin çocuklarımızın beynini ve gönlünü işgal etmelerine asla izin vermemeliyiz.

 

"Zeytin Dalı" operasyonu başlamış, Mehmetçik düşmanın oyununu bozmak için harekete geçmişti. Cephede olmayan bizlerden tek istekleri ise "dua" idi.

Eğitmen, dilinde ve yüreğinin derinliklerinde dualarla duygulu bir hâlet-i ruhiye içindeydi. Gönlünde bir kuş kanat açıp göklere uçmak ister gibiydi, cetvelle çizilmiş sınırlara inat asırlardır uçan kuşlar gibi, sevdalar ülkesine.

Bu duygular ile yuvaya geldi. Önlüğünü giydi. Yuvanın en miniklerinin sınıfının önünden geçerken:

"Öğretmenim" diye seslendi küçük Efe. Ve büyük bir keşif yapmış kâşif heyecanı ile devam etti:

"Biliyor musun? Ben büyüyünce ne olacağım?..."

"Ooo, ne olacakmışsın Efeciğim söylemezsen bilemem. Çok merak ettim senin gibi güzel ve akıllı bir çocuk acaba ne olmak ister büyüyünce?"

Efe, gururlu bir eda ve gür bir sesle:

"Öğretmenim, ben büyüyünce Sıpaydırmen (Spiderman) olacam!"

Efe'nin verdiği cevap, eğitmenin duygu dolu yüreğini kanattı, gönlünde uçan kuşun kanadı kırıldı. Dondu kaldı ve gayr-i ihtiyarı şöyle cevap verdi:

"Iyyyyy, onu hiç sevmem, hiç güzel bir seçim değil, 'Örümcek adam', yani 'hayvandan adam', çok korkunç. Efeciğim seninle bu konuyu bugün bir ara konuşalım." dedi. Efe'nin sevinci kursağında kalmış, şaşkın gözlerle öğretmenine bakakalmıştı. Gün içerisinde bu konu bu öğrenci ile mutlaka işlenmeliydi. Ama şimdi kendisini derse bekleyen büyük sınıfa geç kalmamalıydı. Yüreğindeki acılar ile hızlıca sınıfa çıktı.

Sınıfa girdi; "Hayırlı sabahlar arkadaşlar" derken, gözleri Ahmet'in giymiş olduğu Süpermen kostümüne takıldı, yüreğindeki acılar artık doldu ve taştı. Kırık kanadı kopup yere düşmüş gibi bir his içerisindeyken Ahmet bir coşku ile: "Öğretmenim bak ben bugün Süpermen oldum." dedi.

Eğitmen Allah için çok üzülüyordu ki gönlüne bir Âyet-i kerime düştü:

"… ve zeytine andolsun ki!" (Tîn: 1)

Bu Ayet-i kerime ona "Zeytin Dalı" operasyonunu, ailesine "Beni beklemesinler" diye haber gönderen Mehmetçiğin azmini hatırlattı, içi umut doldu. Âdeta kanatları yerine takıldı ve yaraları sarıldı. Tam da şimdi gökyüzüne kanat açarak yol almak gerekiyordu. Hem de hiç vakit kaybetmeden öğretmen arkadaşlarına seslendi:

"Arkadaşlar bugün bütün yuvada sabah dersleri iptal. Bütün öğrencileri etkinlik alanında topluyoruz. Doğaçlama çalışıyoruz. Drama saati."

10 dakika içinde bütün öğrenciler etkinlik salonunda toplanmış heyecanla bekliyorlardı. Eğitmen bir coşku ile seslendi:

"Hazır mıyız?"

"Eveeeeet!"

"Sizler Boğaç Han'ı tanır mısınız?"

"Hayııııır!"

"O halde size Boğaç Hanı anlatacağım:

…….. İşte bu Boğaç Han bir gün Örümcek adam ve Süpermen ile karşılaşmış ……

En sonunda Örümcek adam'ı parmağından, Süpermen'i de pelerininden tutmuş ve elinde sallaya sallaya fırlatmış. (Eğitmen bu arada kırmızı, mavi ve beyaz renkli bir kumaş parçasını ve cırtlarından söküp aldığı Ahmet'in pelerinini sallayarak fırlatır.)

Ve Örümcek adam'ı ağaçların tepesine, Süpermen'i ise taaa uzaktaki evin çatısına fırlatmış. (Bu arada kumaş ve pelerin çatı şeklindeki sınıf dolabının üstüne düşmüştür.)

O günden sonra bu zavallı, ezik Örümcek adam ve Süpermen bir daha Boğaç Han ile karşılaşmamak için hep saklanmış durmuş. Süpermen de bir yere uçacağı zaman Boğaç Han'ın kapısına gelip tıklıyormuş. Bir gün gelmiş 'Boğaç Han Efendim, ben bugün anneme gidecektim' demiş. Boğaç Han:

'Ooo tamam gel ben seni oraya fırlatayım ağlama' demiş." (Eğitmen Ahmet Hamdi'yi uçak gibi kollarına yatırarak döndürerek annesinin yanına fırlatır gibi yaparken çocuklar katıla katıla güldüler.)

Drama bitince çocuklara sordu:

"Beğendiniz mi, sevdiniz mi Boğaç Han'ı?"

"Eveeeeeeeeet"

"Biz de büyüyünce pooça gibi olmak istiyoruuuz."

"Pooça değil, Boğaç Han"

Sonra bir umut ile Efe'ye özel olarak sormak istedi:

"Peki Efeciğim, sen şimdi büyüyünce ne olmak istiyorsun artık?"

Beyninde iki kahramanı eleyen Efe cevap verdi:

"Hulk" dedi.

Eğitmen şaşkınlık ve daha büyük bir gayret ile sınıf öğretmenlerine dönerek şöyle konuştu;

"Arkadaşlar, sadece Kudüs değil birçok değerimiz ve çocuklarımızın beyni işgal ediliyor. Askerimiz cephede vatanımızı savunurken biz de bize emanet edilen çocukları bu işgalden kurtarmalıyız. Çok dikkatli olmamız, şahit olduğunuz gibi daha çok çalışmamız gerek. İşgalcilerin çocuklarımızın beynini ve gönlünü işgal etmelerine asla izin vermemeliyiz."

Bugün belki bir zeytin kadar küçük fakat çocuklarımızın beyinlerini işgal eden işgalcilerin oyunlarını bozmak adına bir o kadar da değerli ve faydalı bir tohum atılmıştı.

Daha sonraki günlerde artık yuvada -Efe de dahil olmak üzere- yeni bir "Yerli Kahraman"ın akımı başlamıştı.

 


| Hakikat'te Bu Ay | Diğer Sayılar | Ana Sayfa |