TÜRK ORDUSU AFRİN'DE!

 

İsmail Yavuz – Şubat 2018
Hakikat Aylık İslâm Dergisi
s.26-27

 

 

Türk Ordusu Fırat Kalkanı'ndan sonra Suriye'deki ikinci operasyonunu Afrin'de başlattı. Allah kahraman Mehmetçiğimizin yar ve yardımcısı olsun. Ordumuzu muzaffer etsin, vatanımızı muhafaza etsin. Küffarı ve küffarın maşalarını kahr-u perişan eylesin.

"Ve Allah sana kimsenin güç yetiremeyeceği bir şekilde şanlı bir zaferle yardım eder." (Fetih: 3)

Âyet-i kerime'sindeki tebşirata ordumuzu da dahil etsin. Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz'e lütfolunan ilâhi yardımları sevdiklerinin hürmetine bize de nasip eylesin:

"Bir aylık mesafeye kadar (düşmanlarımın kalbine) korku salmakla yardım olundum." (Buhârî)

Küffar; küfrünü yaymak, İslâm'ı parçalamak, müslümanları birbirine düşürmek, İslâm memleketlerini ve hususiyetle bu aziz vatanımızı bölmek için büyük gayret sarfediyor. Terör örgütlerini peydahlıyor, besliyor, büyütüyor, onları bahane ederek iş ve icraatını yürütmeye, İslâm'a, vatanımıza, milletimize ve ordumuza zarar vermeye çalışıyor.

Küffar bu yola girdi, geri dönmeye niyeti yok. Ufukta daha büyük harpler görünüyor. Resulullah Aleyhisselâm'ın âhir-son zamanda yaşanacak diye haber verdiği her şey bir bir zuhur ediyor. Muhterem Ömer Öngüt -kuddise sırruh- Hazretleri yıllarca bu günleri haber vermişler, her daim Ümmet-i Muhammed için, vatanımızın muhafazası, ordumuzun muzafferiyeti için dua etmişlerdi. İşte o günleri yaşıyoruz.

Bize düşen İslâm'ı ve vatanımızı var gücümüzle müdafaa etmektir. Bu uğurda savaşan, cihad sahasında at koşturup, kılıç sallayan ordumuza her türlü desteği vermektir. İcap ettiği zaman canımızla, icap ettiği zaman malımızla ve her daim duâlarımızla; bu uğurda, bu yolda, Allah yolunda, vatan uğrunda her türlü fedakârlığı yapmaktır.

Küffar bütün ordularını seferber etmiş durumda. Bizim hissemize, bu milletin hissesine küffarla mücâdele etmek düşmüş, bundan büyük şeref olur mu?

Muhterem Ömer Öngüt -kuddise sırruh- Hazretleri ordumuzun küffarla, küffarın uzantısı olan terör örgütleri ile mücadelesine daima destek vermişler, teşvik etmişler, her vesile ile bu cihad ruhunu, bu azmi, bu vatan aşkını talim ve nasihat etmişlerdi. Bugünkü harpleri haber vererek müjdeli tebşiratlarda bulunmuşlardı:

"Umuyorum ki Rabb'im yardım edecek, zafer verecek. Allah-u alem Cenâb-ı Hakk bu harbi bize verecek, bahşedecek, ihsan edecek inşaallah. Lâkin şüphesiz ki zayiat vereceğiz. Yani bunu böyle bilin."

Bu mücadele ve müdahelenin lüzumu hakkında 2006 yılındaki bir beyanları da şöyleydi:

"Bütün gayeleri Türkiye'yi parçalamak. Onun için asker orayı vurmak zorunda, ne pahasına olursa olsun. An be an ip geriliyor. Kıbrıs'a vurduğu gibi buraya da vurmak zorunda, Amerika'nın bu zihniyetini parçalamak zorunda. Amma harp açılır? Zaten açılacak."

Bu günler başladı. Gün Hazret-i Allah'a sığınma, dayanma ve yönelme günüdür.

O'na sığınıyoruz, O'na dayanıyoruz, O'na güveniyoruz. Vatanımızın muhafazasını, ordumuzun muzafferiyetini O'ndan diliyoruz.

"Gerçek bir dost olarak da Allah size yeter, hakiki bir yardımcı olarak da Allah size yeter." (Nisâ: 45)

ccc

 


| Hakikat'te Bu Ay | Diğer Sayılar | Ana Sayfa |