ASHÂB-I KİRAM -Radiyallahu anhüm- HAZERÂTI'NIN
HAYATI

"Ashâbım Yıldızlar Gibidir. Hangisine Uyarsanız Hidayeti Bulmuş Olursunuz." (Beyhâkî)

 

HAZRET-İ EBU BEKİR SIDDÎK -Radiyallahu Anh- (52)

 

Ocak 2018
Hakikat Aylık İslâm Dergisi
s. 46

 

Resulullah Aleyhisselâm'ın Kendilerinden Sonrası İçin İşaret Buyurmaları:

 

Ebu Musâ el-Eş'arî -radiyallahu anh-den rivayete göre, müşârün-ileyh bir kere evinde abdest alıp dışarı çıkmıştı. Ebu Musâ (rivayetine devam ederek) der ki:

"Evden çıkınca; Artık bugün muhakkak Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem-in meclisine gitmek ve bütün gün herhalde maiyyetlerinde bulunmak bana lâzımdır, diye ahdettim.

Ebu Musa bu niyetle Mescid-i Saadet'e geldi. Ve Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-i sordu. Mescitte bulunanlar:

"Resulullah mescitten çıktı ve şu cihete yönelip gitti." dediler. Ben de mescitten çıkıp Resulullah'ı sora sora peşisıra gittim. Nihayet Resulullah'ı Erîs kuyusu(nun bulunduğu bosta)na girmiş buldum. Ben de kapının yanına oturdum. Bu bostanın kapısı, hurma dalından yapılmıştı. Nihâyet Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- kazâ-yı hâcet edip abdest aldı. Ben de kalkıp Resulullah'ın yanına vardım. Gördüm ki, Resulullah Erîs kuyusuna ve kuyu ağzındaki bileziğinin ortasına oturmuş ve (serinlemek için) iki baldırını açarak kuyuya sarkıtmıştı. Ben Resulullah'a selâm verdim. Sonra geri dönüp kapının yanına oturdum. Ve kendi kendime: Artık bugün ben, Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem-in kapıcısı olurum, diye karar verdim. Bu sırada Ebu Bekir -radiyallahu anh- gelmişti. Kapıyı çaldı. Ben: O kimdir? diye sordum. "Ebu Bekir!" dedi. "Biraz müsaade ediniz!" dedim. Sonra gittim; "Yâ Resulellah! Şu bekleyen Ebu Bekir'dir; (huzurunuza gelmek için) müsaade istiyor" dedim.

Resulullah: "İzin ver ve onu Cennet'le müjdele!" buyurdu.

Geri döndüm. Ebu Bekir'e: "Giriniz! Hem Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- seni Cennet'le müjdeler" dedim. Ebu Bekir girdi. Ve kuyu bileziğinde Resulullah'ın sağ tarafına isabet eden yere oturdu. Ve baldırlarını açarak Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-in yaptığı gibi ayaklarını kuyuya sarkıttı. Sonra ben dönüp (kapı yanındaki yerime geldim) oturdum. Ben (evden çıkarken) kardeşimi abdest alıp arkamdan bana yetişmek üzere bırakmıştım. Kardeşimi kastederek: Allah filân hakkında hayır ve saadet kastederse şimdi o da buraya gelir, diye hatırladım. Bu sırada birisi kapıyı salladı. "Kimdir o?" dedim. "Ömer İbnü'l-Hattâb'dır!" diye cevap verdi. "Biraz müsaade ediniz!" dedim. Sonra Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem-e geldim, selâm verip: "Yâ Resulellah! Şu bekleyen Ömer İbnü'l-Hattâb'dır; müsaade istiyor" dedim.

Resulullah: "İzin ver ve onu Cennet'le müjdele!" buyurdu.

Geldim ve Ömer'e: "Giriniz! Ve Resulullah seni Cennet'le müjdeledi" dedim. Ömer de geldi. Ve kuyu ağzındaki bileziğin Resulullah'ın sol tarafına tesâdüf eden yerine oturdu. O da iki ayağını kuyuya sarkıttı. Sonra ben kapı yanındaki yerime dönüp oturdum. Yine (kardeşimi hatırlayarak): Allah filân hakkında hayır ve saadet dilerse, o da buraya gelir (bu saadete erişir) dedim. Yine bir adam geldi, kapıyı depretti. "Kimdir o?" dedim. "Osman İbn-i Affân'dır" dedi. "Biraz müsaade ediniz!" dedim. Ve Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem-e gelip haber verdim.

Resulullah: "İzin ver, onu da kendisine erişecek belâ ve imtihan üzerine Cennet'le müjdele!" buyurdu.

Ben de geldim ve Osman'a: "Giriniz! Resulullah seni, cenâbınıza erişecek belâ ve musibet üzerine Cennet'le müjdeledi" dedim. O da girdi. Fakat kuyu bileziğini dolmuş buldu da Resulullah'ın karşısında başka tarafa oturdu." (Sahîh-i Buhârî: 1490)

Bazı ulemâ, Hazret-i Osman -radiyallahu anh- Efendimiz'in bu hâli için kabirlerinin Ravzâ-i Mutahhara'da; Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz ile Hazret-i Ebu Bekir -radiyallahu anh- ve Hazret-i Ömer -radiyallahu anh- Efendilerimiz'in yanında olmayıp onlara yakın ve karşı tarafta "Cennetü'l-Bâki"de olacağına işaret vardır demişlerdir.

Hakikaten; Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz'in bir mucizesi olarak, Hazret-i Osman -radiyallahu anh- Efendimiz'in şehadetine sebep olan büyük fitneler zuhura gelmiştir. Bu fitneler sonucunda şehid edilmiş ve Cennetü'l-Bâki kabristanlığına defin edilmişlerdir.

Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz, huzur-u saadetlerinde cereyan eden bu hâllerde, hiçbir kelâm konuşmadan, kendisinden sonrası için olacak hilâfetin kimler tarafından tayin olunacağını isim isim zikir etmemekle beraber Allah-u Teâlâ, Resul'ü Muhammed Aleyhisselâm'a haber vermişlerdir.

 


| Hakikat'te Bu Ay | Diğer Sayılar | Ana Sayfa |