"Büyük Kürdistan" Hayali, "Büyük Hüsran" Yolunda!

 

Uğur Kara – Ekim 2017
Hakikat Aylık İslâm Dergisi
s.44-45

 

İsrail 15 Temmuz'da büyük bir şok yaşadı. İnşaallah ikinci bir şok daha yaşayacak. Amma bugün, amma yarın.

 

Kuzey Irak'ta "Büyük Kürdistan" haritaları altında "Bağımsızlık referandumu" yapıldı. Barzani kamyonun direksiyonunu duvara doğru kırdı. Artık hiçbir şeyin eskisi gibi olması mümkün değil.

Bugünlere birden bire gelmedik. İsrail'in, yahudinin Ortadoğu hakkında büyük bir planı var. 30 yıldır, 40 yıldır bu plan değişik revizyonlara uğrasa da adım adım ilerliyor. Büyük plana ulaşıncaya kadar Barzani de taşeron, Amerika da taşeron, PKK da taşeron, Ermenistan da taşeron... İsrail'in müttefiki, destekçisi kim varsa hepsi taşeron. Zira yahudinin kendinden olmayana bakış açısı budur. Günü gelince hepsine tekmeyi vuracak. Niyeti bu. (FETÖ'ye bak bunları gör.)

PKK'yı, Barzani'yi Türkiye'ye karşı tehdit haline getirmek için yıllardır uğraşıyorlar. Ne zaman birkaç Kürt yahudi ajanları ile bir araya gelse önlerine Türkiye'nin üçte birini de kapsayan "Büyük Kürdistan" haritası geliyor. Pentagon'un Kürdistan ofisinde bu harita etrafında toplantılar yapıyorlar. (Serdar Turgut 1993 yılında Pentagon'da şahit olduğu benzer bir sahneyi defaatle yazdı.)

Bu harita yıllardır Kürtlerin kafasına kafasına sokuluyor. Ancak diğer taraftan Türkiye'yi, Türk halkını ürkütmemek için hem Türkiye lafını pek ağızlarına almıyorlar, (son zamanlarda artık İsraillilerin ağızlarında dolaşmaya başladı) hem de bu haritalar Türkiye'de pek ortada görünmüyor. (Google, liveuamap.com gibi sitelerde bile Türkiye'den yapılan aramalarda farklı bir görünüm ortaya çıkıyor.)

İsrail'in bu sinsi Türkiye düşmanlığı Barzani'ye de sirayet etmiş durumda. Bu referandum esnasında bir taraftan "Türkiye ile iyi geçinmek istiyoruz." yollu açıklamalar yapılırken diğer taraftan bütün referandum afişlerinde Türkiye'nin üçte birini içine alan Büyük Kürdistan haritaları kullanıldı. Erbil'deki bilboardlarda "Kürdistan'ın İstiklali için Evet" yazısının üzerinde yine aynı harita vardı. Barzani'nin kanalı Rudaw bu haritanın Türkçesini yayınladı.

Yöre halkının bilinç altına adeta kazınan bu harita Kuzey Irak'taki bölgesel yönetimin sahip olduğu sınırların 5-6 katı bir alanı kaplıyor. En büyük parça -üçte ikisi- Türkiye toprağı. Üstelik haritanın sınırları Kars'tan Sivas'a, Sivas'tan Hatay'a uzanan oldukça geniş bir hattan geçiyor. Niçin? Fırat Nehri'ni içine alması için. Bu harita yahudiler tarafından 30 yıldır Kürt halkına empoze ediliyor. Bilinçaltı bilinçli şekilde dolduruluyor. (Diğer taraftan özellikle Batı kamuoyuna saha gerçekleriyle uyuşmayan bir şekilde bölgenin reklamı yapılıyor, orada da ayrı bir bilinçaltı çalışılıyor. Fotoğraflarda makyajlı başı açık Kürt kızları yan yana oy verirken servis ediliyor. Yine Neçirvan Barzani başını açan eşiyle, peşmerge kıyafetli çocukları ile ailecek oy veriyor.)

Bu kadar mı? Değil.

Peşmergenin omuzunda Amerikan ve Kürt bayrakları altında "Omuz omuza" yazıyor. Referandum için toplanan kalabalıklar İsrail bayrakları sallıyor. İsrailli yetkililer açıkça Türkiye'yi de içine alacak bir Kürt Devleti'ni desteklediklerini söylüyor. Erbil'de dünyanın en büyük Amerikan konsolosluklarından birisi inşa ediliyor. Yine Erbil'de en ağır nakliye uçaklarının inebileceği dünyanın en büyük beton pistlerinden birisi var. PYD-PKK'ya silah taşıyan bütün tırlar buradan gidiyor.

Hal böyle olunca Barzani'nin iyi niyetinden kim bahsedebilir? Kerkük gibi Irak'taki tartışmalı bölgeleri işgal ettiği için tepki çekiyorlar ama adamların iştahı o kadar geniş ki, Türkiye'deki Erzurum, Erzincan, Sivas, Kahramanmaraş gibi Türk şehirlerini bile içine alıyor.

4 yıl önce "Kürt Ulusal Kongresi" düzenlemek amacıyla yapılan hazırlıklarda Barzani "Başlıca amacımız Kürdistan'ın dört parçasındaki tüm siyasi kesimlerin ortak talep ve stratejik birliktelik ile barış ve birlikte yaşama mesajını bölge halklarına iletmektir." diye konuşmuş, ayarı yedikten sonra biraz durulmuştu. Ekonomik olarak Türkiye'ye bağımlı olduğu halde, Türkiye'den yapılan o kadar ikaza rağmen bu referandumun yapılması, üstelik boy boy Büyük Kürdistan haritaları kullanılması ne ile izah edilebilir?

Türkiye'de kelli felli adamlar televizyonlara çıkıyor, "Kerkük'ün yüzde kaçı hangi millet, bağımsızlık hak mı değil mi?" vs. yüzde hesapları ile hukuk hesapları ile konuşup duruyor. Yahu adam girmiş yahudinin güdümüne, "Türkiye'nin üçte birinde gözüm var" diyor. Bütün kılcal damarlarını emperyalizme, İsrail ajanlarına teslim etmiş, kendisi de bunların ağzıyla konuşuyor; neyin hakkından, neyin hukukundan konuşuyorsunuz?

Kendi haritalarında bile Suriye'nin en fazla % 10'u Kürdistan toprağı olarak gösterilirken, bugün Suriye'nin neredeyse % 40'ı PKK'nın kontrolü altına girdi.

Amerika desteği olmadan, 30 yıllık bu psiko-sosyal ajanlık faaliyeti olmadan bu duruma gelebilirler miydi, bu cesareti bulabilirler miydi?

Önceleri plan karşımıza Amerikan planı olarak geliyor, bu planı yapanlar Amerika'nın arkasına saklanıyorlardı. Şimdi artık açıkça sahip çıkıyorlar. İsrail'in eski Genelkurmay Başkan Yardımcısı ve halen faal generallerinden Yair Golan, 11 Eylül'de Washington'daki bir düşünce kuruluşunda "PKK bir terör örgütü değil." dedikten sonra "İran, Irak, Suriye ve Türkiye Kürtlerini -eğer ki bir araya getirirseniz- nasıl bir araya getireceğinizi ve sınırları ben tam olarak belirleyemem, ... fakat İran'a ve bölgede yaygın olan istikrarsızlığa bakarsanız, bağımsız ve birleşik Kürt oluşumunun, bu bataklık için çok da kötü bir fikir olmadığını görürsünüz" diye konuştu.

Bölgemizdeki gelişmeler hakkında Amerika'da konuşulanları sık sık kaleme alan Serdar Turgut 26 Eylül'de şunları yazdı:

"İsrail ve Kürdistan

WASHINGTON'da Irak'ın şu anda referanduma giden bölümünü de içine alan "Büyük Kürdistan" haritasını, Yahudi kökenli neo-con'lar çizmişti.

Bu olayı takip etmeye başladığım 1993 yılında gördüğüm harita tabii ki bir İsrail projesiydi.

... haritanın Türkiye'yi rahatsız edecek şekilde kullanılmasına uzun süre fiilen girişilmedi. 2011 yılında Suriye politikaları konusunda Amerika ile Türkiye'nin arası açılmaya başlayınca, harita bu yönüyle de yani Türkiye aleyhine içeriğiyle de kullanılmaya başlandı. Bu nedenle İsrail'in bugün hem referandumu hem de bağımsızlık fikrini açıkça ve güçlü biçimde desteklemesi şaşırtıcı değil.

..... Washington'daki bu çevrelerin içinden bir kaynak, İsrail'in bu politikasının nedenleri hakkında şu bilgiyi verdi:

..... "Bağımsızlık olsa da olmasa da durum İsrail'in çıkarınadır" diye düşünüyor bu çevreler. ..... İsrail, İran'ı gözetlemek için kullandığı tüm insansız hava aracı uçuşlarını Kürt bölgesinden koordine ediyormuş. ... İran'ı etkin biçimde dinleme operasyonlarını da bölgeden yapıyor İsrail. ... İsrail, İran içinde gerçekleştirdiği suikast gibi hassas faaliyetlerini de buradan yönlendiriyor.

... "Şu anda bile durum böyleyken, bir gün bağımsızlık ilan edilirse İsrail'in bütün bu faaliyetlerini çok daha yüksek seviyeye çıkaracağını düşünmemek için bir neden yok" da deniyor Washington'da."

Eylül 2013 tarihli dergimizde "'Büyük Kürdistan' Hayali Sadece Çatışma Tehlikesini Büyütüyor!" başlıklı bir yazı kaleme almış; Türkiye'nin siyasal çıkarlarına, ülke bütünlüğüne göz diken bir devletin savaşsız kurulamayacağını; bu gerçekliğin milliyetçilikle, yahut Kürt düşmanlığı ile hiçbir alakası olmadığını, tarihte Osmanlı'nın ve önceki Türk devletlerinin diğer Türk devletleriyle birçok defa savaşmak zorunda kaldığını; bunun devlet denilen aygıtın doğasında olduğunu; kaldı ki, Türkiye'nin atalarından miras kalan, "Küffarla savaş" gibi büyük bir meşru gaye ve niyeti olduğunu, İsrail ve Amerikan güdümünde bir devlet kurmanın, üstelik Türkiye'nin çıkarlarını tehdit etmenin hiçbir meşru dayanağı olmadığını yazmış; "Türkiye'de hiçbir iktidar bu oldu-bittiye sessiz kalamaz. Ancak Türk halkı büyük devlet hayalinden vazgeçer, tarihinden vazgeçer, o zaman siz de bir oldu-bittiyle istediğiniz koltuğa kurulursunuz. Aksi halde büyük bir hata yaptığınızı bilin. Türklere değil, Kürtlere de büyük bir kötülük yaptığınızı bilin. Gidiyorsunuz ama duvara doğru gittiğinizi bilin. Amerika ve İsrail amcanız sizin için savaşmaz. Veyahut daha ötesi Türkiye siyasal çıkarları için onlarla savaşmayı bile göze alır." demiştik. (Hakikat Dergisi, Eylül 2013, s. 44)

İşte o gün geldi.

İsrail 15 Temmuz'da büyük bir şok yaşadı. İnşaallah ikinci bir şok daha yaşayacak.

 


| Hakikat'te Bu Ay | Diğer Sayılar | Ana Sayfa |