TASAVVUF'UN ASLI
HAKİKAT VE MARİFETULLAH İNCİLERİ

İbtilâ ve İmtihan (14)

 

Ekim 2017
Hakikat Aylık İslâm Dergisi
s. 40-41

 

Bir Müminin Hayatında İbtilânın Yeri ve Önemi (1)

 

İmtihan Çeşitleri:

 

İmtihandan maksat, mânevî derecelere ulaşmak ve hakikat sırlarına ermektir. Bu ise Allah-u Teâlâ'ya yakınlığı artıran en büyük değerlerden sayılır.

Nitekim bir Âyet-i kerime'de şöyle buyurulmaktadır:

"Ey iman edenler! Şüphesiz ki Allah sizi, gıyabında kendisinden kimin korktuğunu ortaya çıkarmak için, ellerinizle ve mızraklarınızla avlayabildiğiniz az bir avla sizi imtihan eder. Kim bundan sonra haddi aşarsa, onun için acıklı bir azap vardır." (Mâide: 94)

Yani o av hayvanları o kadar çok olacak ve yanınıza o kadar yakın sokulacak ki ellerinizle tutsanız tutabilecek ve mızraklarınızla dürtseniz erişebilecek bir durumda bulunacak, bu hâl içinde iken siz ihramda ve avdan yasaklanmış olacaksınız. Bu da sizin nimetler karşısında Allah-u Teâlâ'yı ne kadar saydığınızı, emir ve yasaklarını ne kadar tanıdığınızı, O'ndan ne kadar korktuğunuzu ispat edecek bir imtihan olacaktır.

İmtihanlar üç çeşittir:

 

Birincisi; kulun işlediği günahlarının cezasını dünyada vermek için.

Allah-u Teâlâ âdil-i mutlaktır, ahirette azap etmemek için muhakkak ki sevdiği kulunun cezasını dünyada verir, ahirette vermez.

Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz bir Hadis-i şerif'lerinde şöyle buyururlar:

"Allah iyiliğini dilediği kulunun cezâsını dünyada verir." (Tirmizi)

Onları ibtilâ ve musibetlere uğratır, böylece ahirete günahlarından arınmış olarak gider.

Diğer bir Hadis-i şerif'te şöyle buyuruluyor:

"Vallahi Allah kendi sevgilisini cehennem ateşine atmaz." (Ahmed bin Hanbel)

Diğerlerine dünyada da tattırır, ahirette ise daha büyük bir azapla azap eder.

Allah-u Teâlâ bir Âyet-i kerime'sinde buyurur ki:

"Andolsun ki biz onlara, en büyük azaptan önce mutlaka yakın azaptan tattıracağız. Umulur ki dönerler." (Secde: 21)

Başlarına gelen felâketlerden ders alarak tevbe ederler, yola koyulurlar.

 

İkincisi; Kulun içindekini dışarıya çıkarıp Rabb'i katındaki durumunu insanlara göstermek için.

Bu husus iki türlü olur:

İhlâslı olanlar mahviyet ve gizlilik içinde örtülüdürler, fakat Allah-u Teâlâ onları halka sevdirir.

Nitekim Ebu Hüreyre -radiyallahu anh-den rivayet edildiğine göre Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz bir Hadis-i şerif'lerinde şöyle buyurmuşlardır:

"Allah-u Teâlâ bir kulu severse Cibril'e: 'Ben falanı seviyorum, onu sen de sev.' diye emreder. Cibril de onu sever ve sonra semaya seslenip 'Allah falanı seviyor, siz de onu seviniz.' der. Bunun üzerine gökte bulunanlar da onu severler, sonra da onun sevgisi yeryüzündekilerin kalplerine konulur." (Müslim)

Bir de riyâkârlar vardır. Onlar her ne kadar kendilerinin riyâkâr olduğunu gizleseler bile, Allah-u Teâlâ âdil-i mutlak olduğu için onların bu riyâkârlıklarını meydana çıkarır ve halka gösterir.

Hadis-i şerif'in devamında şöyle buyurulmaktadır:

"Allah-u Teâlâ bir kula da buğzederse de Cibril'e: 'Ben falana buğzediyorum. Sen de ona buğzet.' diye hitap eder. Cibril de ona buğzeder. Sonra göktekilere: 'Allah falana buğzediyor, siz de ona buğzediniz.' diye seslenir. Onlar da kendisine buğzederler. Sonra da yeryüzünde o kimseye karşı kin ve nefret uyanır." (Müslim)

 

Üçüncü çeşit imtihan ise; kulun değer ve yakınlığını kendi katında artırmak için olur. Bu da hiç şüphesiz ki, aslında ilâhî bir lütuf, ikram ve ihsandır.

Allah-u Teâlâ kulunun sadâkatını bildiği halde onu imtihana çekiyor, ibtilâya uğratıyor. Onu kendisine yaklaştırmak için o ibtilâyı ona verir. O kul ise O'na teslim olur, O'nun ezelî takdirine zaten râzıdır. Yaklaşma böyle olur, lâfla olmaz. Ölünceye kadar bu ibtilâ ve imtihan devam eder. Kişi attığı her adımında, aklına hayâline gelmeyecek yerde imtihan edilir. Allah-u Teâlâ Seyr-ü sülûk yolu üzerinde murad ettiği engeli koymuştur, imtihanını vermedikçe kişi o engeli aşamıyor.

İmtihan doğru sözlüyü yalancıdan ayıran yegâne ölçüdür. Sâdıkların doğruluğunu, yalancıların yalanını ortaya çıkarır.

Allah-u Teâlâ Âyet-i kerime'sinde buyurur ki:

"Andolsun ki biz onlardan öncekileri de imtihandan geçirmişizdir. Elbette Allah, doğruları ortaya çıkaracak, yalancıları da mutlaka ortaya koyacaktır." (Ankebut: 3)

İnsanoğlunun ömrü imtihanlarla ibtilâlarla doludur. İbtilâ bir şefkat tokadıdır, bu sayede bir mümin dünyaya dalmaktan, kalben onunla meşgul olmaktan kurtulur, kulun Hakk'a dönmesini sağlar.

Kişi dinine bağlılıkta samimi olduğu nispette imtihanlarla ibtilâlarla karşılaşır. En şiddetli ibtilâlar peygamberlere gelir, sonra diğer müminlere gelir.

Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz bir Hadis-i şerif'lerinde buyururlar ki:

"İnsanlar içinde en ziyade mihnet ve meşakkatle imtihan olunan Enbiyâ-i izam, ikinci derecede Evliyâ-i kiram ve üçüncü derecede onlara benzeyen kimselerdir." (Tirmizî)

Hazret-i Allah'ın bütün sevgilileri, yakınlığı cefâda buldular, ilâhî rahmete ibtilâ ile kavuştular.

İmanın en sağlam kalesi Allah-u Teâlâ'ya ümit bağlayıp, hadiseler karşısında dayanma gücünü ortaya koymaktır.

Allah-u Teâlâ her müslümana bir ibtilâ taksim etmiştir.

Âyet-i kerime'sinde buyurur ki:

"Andolsun ki mallarınıza ve canlarınıza ibtilâlar verilerek imtihan olunacaksınız." (Âl-i imrân: 186)

Herkes bu imtihandan geçmektedir. Kişi dininde kuvvetli ise imtihanı artırılır. Derecesine göre; kimisi her an imtihandadır, kimisi arasıra, kimisi de pek seyrek imtihana tâbi tutulur. Her an imtihana tâbi tutulanların Allah-u Teâlâ ile her ânının ipi gergindir, diğerlerinin gevşektir, bazılarının daha gevşektir.

Terazinin kefesine ağır birşey koyarsan çok ağır basar, hafif birşey koyarsan hafif basar. Allah-u Teâlâ'nın ibtilâ yüklediği kimse ağırdır, o kendi katında da çok kıymetlidir. Hafif olanlar ise O'nun katında da hafiftir. Bunu böyle bilin.

Şu hakikati duyurmaya çalışıyoruz ki; Allah-u Teâlâ mükâfâta nâil etmek istediği kulunu önce imtihana tâbi tutar, imtihanını veren kullarını da bol ihsanlara nâil ve dahil eder. Hazret-i Allah ile alış-veriş buna denir işte. Halk ile alış-veriş başka Hakk ile alış-veriş başka. Mevlâ sevdiği ile meşgul olur, sevmediği ile olmaz.

 


| Hakikat'te Bu Ay | Diğer Sayılar | Ana Sayfa |