ASHÂB-I KİRAM -Radiyallahu anhüm- HAZERÂTI'NIN
HAYATI

"Ashâbım Yıldızlar Gibidir. Hangisine Uyarsanız Hidayeti Bulmuş Olursunuz." (Beyhâkî)

 

HAZRET-İ EBU BEKİR SIDDÎK -Radiyallahu Anh- (49)

 

Ekim 2017
Hakikat Aylık İslâm Dergisi
s. 43

 

 

Ölmeden Evvel Ölmek:

 

Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz bir Hadis-i şerif'lerinde:

"Ben, dünyada bir ağaç altında gölgelenen, sonra da bırakıp giden yolcu gibiyim." buyurmuşlardır. (Tirmizî)

Çantan elinde bulunsun. Ne zaman dâvet geleceği belli değil amma gelecek. Ne kadar nefesin olduğunu, hangi nefesin son nefes olduğunu bilebiliyor musun? Her aldığın nefes seni kabre doğru çekiyor, ömrün tükeniyor. Hayat yolculuktur, sen yolcusun. Sakın çantayı bırakma, bıraktığın anda davet gelebilir, hazırlıklı bulun.

Sonra kabir ehlinin haliyle hallenmemiz tavsiye ediliyor. Bugün üstteyiz, yarın alttayız.

Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz:

"Dünyada cenazenin yürüdüğünü görmek isterseniz Ebu Bekir'e bakınız." buyurmuşlardır.

Mâsivadan tamamen geçerek meyyit gibi olmuştur.

"Ölmeden evvel ölünüz." (K. Hafâ)

Hadis-i şerif'inin sırrı da budur.

Muhammed Es'ad Erbili -kuddise sırruh- Hazretlerimiz de Hazret-i Ebu Bekir -radiyallahu anh- Efendimiz ile ilgili bu Hadis-i şerif'i açıklamışlar ve konunun devamında şöyle buyurmuşlardır:

"Kur'an-ı kerim'de zikri geçen "Mümin"den maksat "Mümin-i kâmil"dir, "Evliyâullah Hazerâtı"dır.

Müminlerin kalbi, Arşurrahman'dır.

Cenâb-ı Hakk:

"Yere göğe sığmadım, mümin kulumun kalbine sığdım." buyurmuştur. (K. Hafâ: 2256)

Ki, Cenâb-ı Hakk'ın buyruğu müminin kalbi Arşurrahman olan Evliyâullah kalbidir. Arşurrahman da bütün semâvâtı içine alır.

Zâhiren görünen âzâların herbiri bir vazife ile muvazzaftır. Göz görmek, kulak işitmek, ayak yürümek içindir. Bütün âzâların bir vazifesi vardır. Kalbin vazifesi de muhabbettir. Muhabbet ise Cenâb-ı Allah'a mahsustur. İnsan el-ayak ve göz ile vezâif-i lâzimesini ifâ ettiği gibi kalp de vazifesini ifâ eder. Kalbin Cenâb-ı Hakk'a muhabbet etmesi, sair ticaret ve meşguliyetlere mâni teşkil etmez.

Arşurrahman olan Evliyâullah'ın kalbinde muhabbetullahtan başka muhabbet yer almaz."

Allah'ımız vukûu muhakkak olan âhiret yolculuğunu unutmak isteyenlerden eylemesin.

 

•

 

Hazret-i Allah'ın yarattığı hılkiyetin bir damla kerih sudur. Bu bir damla pisliğin yuvarlandığını gördüğün zaman, hılkiyetini görmüş olursun. Amma o göz senin değildir. Allah-u Teâlâ'nın lütuf nurudur.

O bir damlanın içinde Âyân-ı sâbite denilen bir zerre var.

Bütün hılkiyatını, mukadderâtını bu zerrenin içinde dürmüştür. Her zerrede olduğu gibi, bu zerrede de ulûhiyet sırları mevcuttur.

Allah-u Teâlâ lütfu ile tecelli edip, o bir zerre de mahvolunca;

"O'nun zâtından başka her şey helâk olucudur." (Kasas: 88)

Âyet-i kerime'sinin tecellisine mazhar olur o kimse. İşte Fenâfillâh'ın sırrı budur.

İnsan hep "Ben, ben, ben!..." der, varlık toplar; ehl-i hakikat da varlık dağıtmaya başlar, dağıta dağıta, en son o bir zerreyi de dağıtır, o bir zerre de ondan giderse, işte bu arzettiğimiz Âyet-i kerime tecelli eder.

Bu hale gelmek için, bu noktaya ermek için her velinin Allah-u Teâlâ'ya karşı bir niyazı ve münacâtı vardır.

Nitekim İbrahim Hakkı -kuddise sırruh- Hazretleri buyururlar ki:

 

"Kul olan neylesin mal ile câhı

Yetmez mi bulduk da senin gibi şâhı

Hakkı'ya nasip eyle fenâfillahı

Ölmeden evvel ölenlerden eyle."

 

Bunlar Allah-u Teâlâ'nın has kulları olduğu için bu haller husule geliyor.

Ve şu Hadis-i kudsî'ye dikkat edin:

"İhlâs sırlarımdan bir sırdır. Onu kullarımdan sevdiklerimin kalbine koyarım. Melek yazmak için, şeytan ifsad etmek için ona muttali olamaz."

Bunlar Allah-u Teâlâ'nın esrar odasıdır, Allah-u Teâlâ esrarını bunlara vermiştir.

Melek bile O'nun verdiği ilme muttali olamıyor, nerede kaldı ki benibeşer!

Bunun da sırrı, çünkü Allah-u Teâlâ dilediği kulunu Zât'ına seçer ve çeker.

 


| Hakikat'te Bu Ay | Diğer Sayılar | Ana Sayfa |