-Kürtler Üzerine Yeni Oyunlar-

Ortadoğu Haritasında Yeni Devlet Kurma Planı

 

Şinasi Çapa – Ağustos 2017
Hakikat Aylık İslâm Dergisi
s.43-45

 

Enerji kaynaklarının; petrol ve doğalgaz yataklarının en yoğun olduğu Ortadoğu coğrafyasının kaderinde kan, kin, gözyaşı ve İsrail gibi bir çıbanbaşı devlet vardır.
Bu projenin arkasındaki ülke İsrail'dir, ABD de taşeronudur.

 

İsrail her gün masum ve mazlum Filistinlileri katlederken, bunu bütün dünyanın gözü önünde pervasızca yapıyor. Ne hazindir ki İslam ülkeleri bu fecaati seyretmektedirler. Kudüs'te Mescid-i Aksa İsrail askerleri tarafından işgal edilip çiğnenirken Türkiye'den başka kimseden ses çıkmamaktadır. Filistinlilere Araplardan bile çok ciddi destek yapılmamaktadır.

Enerji kaynaklarının; petrol ve doğalgaz yataklarının en yoğun olduğu Ortadoğu coğrafyasının kaderinde kan, kin, gözyaşı ve İsrail gibi bir çıbanbaşı devlet vardır. İsrail, kendi milli çıkarları, hedefleri ve istikbali için bölgedeki bir kısım kabile, grup, devlet ve örgütleri kullanmakta, hedef ülkeleri kan ve gözyaşına boğmaktadır. Bunu yaparken de en güçlü devlet ABD'yi ve şimdi de Rusya'yı kullanmaktadır. Türkiye'de PKK terör örgütü, Irak'ın Kuzey bölgesinde ise Barzani yönetimi İsrail Devleti'nin en sadık bendeleridir. Barzani ailesi her zaman İsrail'in en yakın dostu ve sadık müttefikidir. İran, Barzani aşiretinin siyonistlerle işbirliği içinde olduğunu pekâlâ biliyor ve önlem almaya çalışıyor.

Başta PKK terör örgütü olmak üzere IŞİD, El Kaide, EL Nusra, Boko Haram ve bunlardan sonra sırada bekletilen iç ve dış terör örgütlerinin özellikle yetiştirildikleri ve zamanı gelince de kanlı eylem ve savaşlar için kullanıldıkları görülüyor.

Terör örgütü ve siyasi kanadı Türkiye'yi yıllardır bir kargaşa ortamında felç etmek istemektedir. On binlerce insanın ölmesine, yüz binlercesinin sakat kalmasına, yüz milyarlarca dolar zarar pahasına halen en fazla da Müslüman Kürtleri katlederek bir merkeze hizmet etmektedir. Bu terör örgütüne Almanya, Fransa, İngiltere, Hollanda, İsveç, ABD, Yunanistan gibi devletlerin yaptıkları yardım ve desteğe Rusya da ortak olmaya çalışıyor. İran da Suriye iç savaşında Rusya ile birlikte Suriye'nin daha fazla karışmasına, bölünmesine yardım ve yataklık etmektedir.

Suriye'deki PKK Washington'un elini öperken bazen de Moskova'nın elini öpüyor. Bunlardan Müslüman Kürtler de rahatsızdırlar.

IKBY Başkanı Mesut Barzani Eylül ayında referandum kararı almış ve bu oyunun çok önemli bir piyonu olduğunu göstermiştir. Diyor ki: "100 yıl önce, Birinci Dünya Savaşı'ndan sonra Kürtlere bağımsız devlet olmaları için söz verilmiştir. Fakat Kürtlerin taleplerinin aksine Kürdistan; Türkiye, İran, Suriye, Irak üzerinde bölüştürüldü…"

Barzani, Rusya ve Birleşik Arap Emirlikleri'ne dağıttığı petrol imtiyazını şimdi de Yahudilere verme hazırlığını sürdürüyor. Kuzey Irak'tan sürülen yahudilerin yeniden bu bölgeye girişleri devam etmektedir. Barzani de yahudi liderlerle görüşmeler yapmaktadır. İsrail Ulusal Güvenlik Ajansı'nda Kürdistan'ın bağımsızlığının desteklenmesi kararı çıkmıştır. Ayrıca bu yöreye üs kurulması halinde Kürtler ile daha yakın işbirliği içinde olacaklarını bildirmişlerdir. "İran ve Türkiye'nin referandumun başarısızlığı için çalışmaları normal ama sonuç değişmez, İsrail, Kürdistan'daki gelişmelerde aktif rol üstlenmelidir, Kürdistan'dan gelecek peşmergelere İsrail'de eğitim vermek gerekir. Bu İsrail halkının ve ordusunun yararınadır. Bu şekilde hiç kimse Kürdistan'a dokunamaz ve Kürdistan korunur. Irak'tan geçmişte sürgün edilen Yahudiler buraya dönebilir ve mallarına kavuşmasını Kürdistan sağlayabilir. Bu durum İsrail'in Araplara karşı elini güçlendirir. Dünya orasının ikinci İsrail olmasından korkuyor, fakat sonuç değişmeyecek."

İngiltere Parlamentosu Dış İlişkiler Komisyonu'nda "Uluslararası toplumun Kuzey Irak Kürt Bölgesel Yönetimi ve peşmergeye yardım etmesi, bağımsız Kürdistan'ın desteklenmesi, Kürdistan halkının iradesine saygı gösterilmesi gerektiği, peşmergenin her bölgeyi koruduğu gibi Kerkük'ü de koruduğunu, İngiltere'nin Kürtleri stratejik ortak olarak kabul etmesi gerektiği, Kürdistan'ın bölgedeki sorunların çözümünün de yolunu açacağı!" gibi kararlar alınmıştır.

Türkiye'nin kırmızı halılarda yürüttüğü Barzani ve ekibi şimdi Ortadoğu bölgesini daha ağır yaralara sokacak bir bağımsızlık rüyası ile yaşıyor.

Diğer yandan İsrail ve ABD'nin, İran'a karşı kullandıkları en önemli piyonlardan birisi de PKK'nın İran kolu sayılan PJAK' tır. Kuzey Irak topraklarında üslenmiş ve İran'a karşı saldırılar yapmaktadır. PKK-PYD-PJAK ABD'nin silahlı kara gücüdür. ABD, İran'daki Kürtleri de içine alacak bir şekilde kukla devlet kurma fikriyle BOP çerçevesi içinde bölge ülkelerini bölmeyi hedeflemektedir.

Barzani ile PKK ilişkisi 1980 sonrasında ivme kazandı. Irak'ın kuzeyine PKK'nın yerleşmesine yardım etti.1983 yılında 'PKK ile Dayanışma ilkeleri' adı altında anlaşma imzaladı ve Türkiye'yi 'Faşist ve Kürtlerin düşmanı' olarak nitelendirdi. Türkiye, Irak ile arasında imzaladığı Sıcak Takip Anlaşması ile Irak'ın kuzeyinde operasyonlar yapmaya başladı. Barzani Türkiye'den yana tavır takındı. Türkiye Cumhuriyeti Barzani'ye kırmızı pasaport vererek ödüllendirdi.1994 yılında PKK ile gizli anlaşma yaptı.1997 Çekiç Harekâtı'nda Türkiye ile hareket etti. Bundan sonra Kuzey Irak'taki Kürt yönetimi Türkiye tarafından tanındı. Artık Barzani Türkiye'ye gelişinde kendi bayrağı ile karşılandı, TBMM'nde alkışlarla ağırlandı. Türkiye'ye Barzani'yi yanıma çekeyim derken, Barzani'nin bağımsızlık hülyasına cesaret katmış oldu. Ve bugün Barzani ABD'nin, İsrail'in emriyle Türkiye'nin karşısına geçti. Bağımsızlık referandum kararı Türkiye, İran ve Suriye'ye açılmış bir savaş ilanıdır. 2014'te bağımsız bir Kürdistan'a izin verilmeyeceğini ilan eden İran, Barzani peşmergelerini ağır silahlarla vurmaya başlamışken Zap Suyu'ndan alınan ve Kürtlerin kullandığı suyu kesmiştir.

Sınırlarımızın dibinde, bizim topraklarımızda gözü olan ikinci bir İsrail'e izin vermek asla düşünülemez. Ancak bazıları olaya hâlâ yanlış yerden, farkına varmadan İsrail ve Amerikan cephesinden bakıyor.

"Türkiye tüm komşularıyla olduğu gibi Kürdistan'la da gerek sosyal, gerek siyasi, gerek kültürel, gerekse de ekonomik açıdan iyi ilişkiler içinde. Türkiye bağımsız Kürdistan'a kapılarını kapatamaz. Hatta diyebiliriz ki Kuzey Irak'ın dünyaya açıldığı tek kapı Türkiye'dir. Türkiye iyi günde de kötü günde de komşularına hiç kapı kapatmadı. Dolayısıyla nasıl sonuçlanırsa sonuçlansın Türkiye'nin Kuzey Irak'a kapı kapatacağı asla ve kat'a düşünülemez. Biz Türkiye'yi yöneten AKP olarak referandum sonrasında Irak'ta kurulacak bir Kürdistan devletine karşı Haliç Devletleri'nin Katar'a uyguladıkları bir ambargo gibi ambargo uygulanacağını beklemiyorum. Buna sebep olabilecek hiçbir neden ya da gerekçe göremiyorum." (Orhan Atalay, milletvekili)

"Eğer bir Kürt devleti kurulursa Türkiye, boykot uygulamaz. Bir devlet kurmak herkesin hakkıdır. Devlet kurabilirsiniz ama sonrasında ne yapacak sınız? Devleti kurdunuz ama bunu sürdürebilecek misiniz?..." (İlnur Çevik)

Suriye'nin kuzeyinde PKK-PYD'ye geniş bir alan hazırlamakla meşgul emperyalist çete, Kürdistan'ı bölgedeki emelleri için bir maşa olarak kullanmak istemektedirler. Pentagon, yıllardır üzerinde çalıştığı Kürdistan Projesi'nin temelini kantonlarda ve 7 hava alanı ve askeri üsler inşa ederek sağlama almak istiyor. Emperyalist devletlerin yardımıyla, emperyalistlerle işbirliği yaparak bir yerlere gelmeye çalışan Barzani ve PKK büyük bir hata yapıyor. Çünkü tarih boyunca her devlet bir gün gücünü kaybetmiştir. Amerika'nın gücünü kaybetmesi ise çok daha yakındır. Yırtıcı kuşun ömrü kısa olur. Amerika gibi ülkeler bir gün buradan çekilecek. Ama biz bin yıldır buradayız.

"Amerika'nın Suriye'deki son Büyükelçisi (2011-2014) Robert Ford, Londra merkezli bağımsız Arap yayını Al Awsat'a verdiği demeçte ' Kürtler Amerika'ya güvenmenin bedelini çok ağır ödeyecekler. Amerikan Ordusu Kürtleri sadece DEAŞ'a karşı kullanıyor. Yönetim, ordunun kuzeyde bağımsız bir Kürt devletinin koruyucusu olmaya izin vermez.' dedi." (Serdar Turgut, 26.06.2017)

Suriye'deki savaş bölgenin bütün dengelerini derinden etkiledi ve kârlı çıkan şimdilik İsrail oldu. Katar krizi, Körfez'deki gelişmeler, Suriye ve Irak'ın kuzeyindeki gelişmeler Türkiye için büyük tehdittir. Bu tehdit alanları genişleyerek, büyüyerek etkisini artırıyor.

Kuzey Irak'ta yapılması planlanan referandumun kampanya videosunda Türkiye'nin Güneydoğusu'nun ve Doğu Anadolu Bölgesi'nin bir kısmının dâhil edildiği bir ' Kürdistan' haritası kullanılmış. Bu harita 2013 yılından beri yayınlanıyor. Barzani; "Ayağa kalkmanın tek yolu tek millet, tek kültür, tek devlet, tek ülke, tek hedef, tek Kürdistan" ifadelerini kullanarak hedeflerini ortaya koyuyor. Barzani'nin Nisan ayında ABD Genelkurmay Başkanı Durford, ABD Başkanı Trump'ın damadı ve Başdanışmanı Yahudi asıllı J. Kushner ve beraberindeki heyeti Erbil'deki Başkanlık Ofisi'nde ağırladıktan sonra bu kararı açıklaması dikkat çekmektedir.

Barzani'nin bahanesi hazır ve etrafını tehdit etmeyi de ihmal etmiyor: "Bu karar alınmıştır, geri çevrilemez bir karardır. Bölgesel hükümet ile merkezi hükümet arasında var olan durum sürdürülebilir değil. Kan gölünden kaçınmak için elimizden gelen her şeyi yapmalıyız. Eğer bir yerde savaş olacaksa, çok ölümcül bir savaş olacak. Musul'un alınmasından sonra da bölgede silahlı güçlere ihtiyaç duyulacaktır."

Oysa;

"Bu referandum sadece bölge için değil, dünya barışı için önemli bir tehdit. Sadece Türkiye'nin sorunu değil. Bölge ülkelerinin ama özellikle Türkiye, İran, Irak ve Suriye'nin sorunu. Böyle bir bağımsız yapının oluşması, Türkiye'den toprak koparmanın bir başlangıcıdır. Suriye de devamıdır. Kademe kademe Akdeniz'e doğru gidiyor. Türkiye Fırat Kalkanı'nı bunlar olmasın diye yaptı.

Türk Milletinin geleceğini ve toprak bütünlüğünü hedef almıştır. Türkiye mutlaka bunu engellemelidir. Türkiye çok yumuşak bir deklarasyonda bulundu. Daha ağır olmalıydı. Çünkü ilk önce kendi topraklarımız hedef olacaktır. Şimdiden bir deklarasyon yayımlayıp, sınırlarını kapatacağını, ekonomik olarak tecrit edeceğini ilan etmeli. Bu konu ileri bir boyut kazanırsa silahlı mücadele ile bunu engelleyeceğini ilan etmeli." (Em. Tümamiral Soner Polat)

Evet, tehdit büyük. Ateş çemberi daralıyor.

Adım adım sinsi plan günümüze kadar işledi, kimsenin adeta haberi bile olmadı. ABD 1. Körfez Savaşı'ndan sonra Irak'ın merkezini Saddam'a bırakırken 30. paralelin üzerindeki bölgeyi 'Uçuşa yasak bölge' ilan etti. Barzani ve Talabani güçlerinin birleşmelerine ve kuvvetlenmelerine zemin hazırlandı. 2. Körfez Savaşı ile birlikte yeniden bölgeye çöreklenen ABD Irak'ı fiili olarak parçaladı. Şimdi bağımsızlık referandumu ile taşeron Kürdistan'a giden yolu tamamen açmak istiyor. Amerika'nın İsrail'in çıkarları doğrultusunda Kürt Bölgesinin sınırları çiziliyor. Sonra ne olacak? Onu birlikte göreceğiz. Kürtler ABD ve İsrail'e asla ve kat'a güvenmemelidirler. Bedelini çok ağır ödeyecekleri bir yola girmemelidirler.

ABD, Irak ve Suriye'de Türk şehirlerini de içine alan 'Kürt devletçiklerini' kurmaya İskenderun'a kadar terör-petrol koridorunu oluşturmaya çalışıyor. Rum'a, Yunan'a destek veriyor. Elinden gelirse Türkiye'yi bölüp parçalamak istiyor. Biz de bunları parçalamayı göze almalıyız. Hangi tehdit olursa olsun elbirliği ile karşı durmalıyız. Çünkü bunların dostluktan, kardeşlikten, barıştan, insanlıktan anladıkları yok.

 

Bu Kürdistan Kime Yar Olacak?

İsrail'in topraklarının Tevrat'a göre sınırları: "Güneyde tüm Sina Yarımadası ve buna ek olarak Kuzey Mısır'ın Kahire'ye kadar uzanan bir parçası; doğuda Ürdün'ün tamamı ve Suudi Arabistan'ın kuzey bölgesi; Kuveyt'in tümü ve Irak'ın çok büyük bir bölümü; kuzeyde Lübnan'ın ve Suriye'nin tamamı ve buna ek olarak Türkiye'nin Van Gölü'ne kadar uzanan büyük bir parçası; batıda Kıbrıs" şeklinde çizilmiştir.

Bu haritaya ilave olarak Kürtler adına haritalar yayınlanıyor, Ermeniler bir harita yayınlıyor, Yunanlılar yeni emeller peşinde koşuyor, Kıbrıs meselesi çözümsüz bırakılıyor.

Irak işgalini Talabani; "Tarihi bir gün. Çok memnunuz, cesur ABD askerlerine teşekkürler." diyerek selamlamıştı.

Talabani ve Barzani gibi iki aşiret reisini sıfırdan bir devlet kurma konusunda asla bir deneyimleri ve tecrübeleri yoktur. İşin arkasında ABD'nin 1996 yılında Washington'da kurduğu Kürt Enstitüsü bulunmaktadır. Bu kurumun başındaki şahıs ise ABD tarafından atanan Yahudi asıllı Mike Amitay'dır. O yıllarda yetiştirdiği onlarca çalışanını bu bölgeye yollamış ve Erbil ve Süleymaniye'de iki ayrı büro kurmuştu. Bu bürolar her türlü teknoloji ile donatılmış, bizzat ABD askerleri tarafından korunan büyük tesislerdir. Burada kurulacak Kürt devletinin bürokrasisine elemanlar yetiştirilmiştir.

"Bu kişiler yıllarca bir devletin tüm temel oluşumlarını sıfırdan kuracak ve gerekli memurlara da eğitim verip sonra onları da yönetecek şekilde eğitim gördüler. Yoksa siz, Amerika'nın Kürt devletini kurduktan sonra iki peşmerge aşiretine mi bırakacağını sanmıştınız? Barzani ve Talabani gibi kişiler sadece görüntüde bulunacaklar ve esas devlet aygıtı ABD'nde Yahudi Amitay gözetmenliğinde özenle yetiştirilen bu kadroların elinde olacaktır. Paris'teki Kürt Enstitüsü'nün de yardım ve desteğini unutmamak gerekir. Bu kurumun arkasında Yahudi Daniela Mitterand'ın olması dikkat çekici çok önemli bir husustur." (Ali Kerküklü, Ortadoğu'da Şeytan Üçgeni, s. 124)

"Son derece yetenekli bir casus olan Pentagon'un sivil yetkilisi, Salı günü sosyal medyadan fotoğraflı bir mesaj attı. Büyük ihtimalle İsrail'den atıldı bu mesaj. Fotoğrafta yetkili, üzerinde, 'Özgür Kürdistan' yazılı tişörtle görülüyor. Fotoğrafın üzerinde de ' Özgür ve Bağımsız Kürdistan için Yahudiler' yazısı ve PKK renkleri ile çizimler vardı.

Geçmişte yaşadıklarımdan ötürü bana korkunç gelen bu mesaj, tam da ABD Dışişleri Bakanı Kerry, Putin ile Moskova'da görüşürken, ABD Savunma Bakanı Carter da (Obama yönetimi) İncirlik'teyken atıldı. Yetenekli bir casus olarak adamın zamanlaması doğrusu mükemmeldi. Birbirine bağlı olan olayların sonunun nereye varacağını tek bir mesajla özetleyebilmişti." (Serdar Turgut, 18.12.2015)

"İsrail, Irak devletine karşı yapılacak isyanlarda kullanılmak üzere Iraklı Kürtlere büyük miktarda savaş malzemesi, silah, mühimmat, cephane ve askeri eğitim vermiştir. Irak'ın kuzeyinde topladığı Kürt peşmergeleri, uzman eğitimciler kullanarak eğitmiş ve Kürtlere yardım etmek için maddi ve manevi her türlü desteği sağlamıştır. Tabii ki bu yardımlar, Kürtlerin kara kaşı, kara gözü için yapılmamıştır. Her adım İsrail'in stratejisi ve menfaatleri çerçevesinde atılmıştır. ... İsrail, Irak ordusunun kendisine karşı ciddi bir tehdit olarak görüyordu. Irak ordusu 1948, 1967, 1973'te yapılan savaşlarda İsrail'e karşı savaşmıştır."

Binaenaleyh bu projenin arkasındaki ülke İsrail'dir, ABD de taşeronudur.

 


| Hakikat'te Bu Ay | Diğer Sayılar | Ana Sayfa |