Muhterem Ömer Öngüt
-kuddise sırruh- Efendi Hazretleri'nin
Hayat-ı Saadetlerinden İnciler ve Hatıralar (78)

 

Ağustos 2017
Hakikat Aylık İslâm Dergisi
s. 32-33

 

Bizim Yolumuz Edep Yoludur:

 

Havuzun başında oturdukları sırada bazı kardeşlerimiz, tanıdıkları kardeşlerle musafaha yapacağım derken kameriyedeki çiçeklere çarpmışlardı.

Bu hâl üzere şu sohbeti yaptılar:

"İhvanın edebe riâyet etmesi lâzım. Edep demek, o anda icap eden ne ki varsa onun yapılması demektir. Bir ihvan kalkıyor burada müsâfaha yapıyor. Burada musâfahaya kalkmak huzuru bozmak demektir.

İkincisi lâubalîlik vardır. Bunu bir ihvan içten duymadıkça gerçekten mektepte okumamış, ilim-irfan mektebine girmemiş demektir.

Üçüncüsü harabiyet vardır. İhvan bir edebi terk etmekle üç büyük zarar görüyor. İhvana bunu başta duyurun. İhvana edep gerek, alışkanlık değil. Musâfaha yapacaksa, arkadaşını bekler, biraz sonra yapar. O zaman sarıl, ne yapacaksan yap! Bakıyorum musâfaha yapacağım diye çiçekleri kopara kopara gidiyor. Eyvah eyvah eyvah!.. Eğer edebi öğrenseydi, bu lâubalîliği yapmazdı. Onun için illâ edep edep edep... O hâlâ iş yapıyorum zannediyor. Hayır! İş yapmıyor, işi bozuyor.

Bu edebin usulünü size şöyle arz edelim:

Rahmetli Sabri Kaptan anlatmıştı. Şeyh Es'ad Efendi -kuddise sıruh- Hazretleri üst kattan aşağıya iner yerine otururdu. Misafirler girdi mi girdi, kapı kilitlenir, artık ne içeriye ne dışarıya... Demek istediğimiz şu ki huzurda edep gerek.

Herkesin yerini, haddini, hududunu bilmesi lâzım. Onun için bunu çok sıkı tembih etmek lâzım. Disiplin isteniyor, lâubalîlik istenmiyor. Herkes haddini bilecek.

Bizim yolumuz nezafet yoludur. Bizim yolumuz edep yoludur. Bizim yolumuz kardeşlik yoludur. Herkesi hoş kendinizi boş bilin.

Nezaket çok lüzumludur, edep çok mühimdir. Herkes haddini bilmeli, hududunu muhafaza etmelidir, tevâzusundan geri kalmamalıdır. Hakk'a boyun büküp rızâyı gözetlemelidir. Yol bu…

Soyunmadan giyinilmez. Hakk'tan gayri her şeyden soyunacaksınız ki, Allah'ımız bize elbise giydirsin; hayâ elbisesi, edep elbisesi."

 

 

Mühim Beyanları ve Nurlu Sözleri:

 

"İslâm'ın nezafetine dahil olmak, karanlıklardan kurtulmak sâlih amel işlemekle mümkündür. Kur'an-ı kerim'de doksana yakın Âyet-i kerime'de Allah-u Teâlâ; "İman edip, sâlih amel işleyenler" şeklinde buyurarak "İman" ile "Sâlih amel işlemeyi" bir arada zikretmiş, sâlih amel işleyenlere mükâfatlarını sonsuzca ihsan ve ikram ettiğini beyan etmiştir.

"İman edip, sâlih amel işleyenlere gelince, Allah onlara mükâfatlarını tam olarak verecektir." (Âl-i imrân: 57)"

 

•

 

"Herkesin imanı; amel ve ibadeti nispetindedir. Amel bu kadar önemli olup imanın alâmetidir.

Kimisi "İman ettim!" der, hiçbir ameli yoktur. Namaz kılmaz, oruç tutmaz, taharet bilmez; ismi müslümandır. İslâm'ın nezafetinden, aydınlığından, medeniyetinden de nasibi yoktur.

Bir de münafıklar vardır ki; "En iyi müslüman benim!" der, dış görünüşlerine bakınca aldanırsın. Ancak münafıktırlar, kâfirden daha beterdirler."

 

•

 

"Ancak Hazret-i Allah'ın tayin ettiği mürşittir. Annesinin, babasının, abisinin tayin ettiği ise sahtedir."

 

•

 

"Birçok erkekler kadınları yüzünden ermiştir. Birçok kadınlar da erkeklerin huysuzluğu yüzünden ermişlerdir. Yani insana bedavaya bir şey vermiyorlar."

 

•

 

"Mühim olan kul olabilmektir. Meselâ zengin bir babanın oğlu ihtiyaçlarını düşünmez. Çünkü babası onu ondan çok düşünür. Bir baba evlâdını bu kadar düşünürse Mevlâ'sı kulunu düşünmez mi?"

 

•

 

"Mühim olan huzur. İnsan huzurlu oldukta sonra kuru ekmekle de doyar. Huzur olmadıktan sonra para insanı doyurmaz ki."

 

•

 

"İç âlemi silecek, temizleyecek en güzel şey gözyaşıdır. Gözyaşı ile gönlü sile sile o hale gelirsin ki senden sana yakın olanı hissetmeye başlarsın."

 

•

 

"Nur olursan, dünyada da, kabirde de, mahşerde de nur olursun. Tarikât-ı âliye bunun için lâzımdır. Zâhir buraya inemez."

 

•

 

"Bir evde samimi bir ihvan oldu mu, o ev koruma altındadır."

•

 

"Şeytan, Adem Aleyhisselâm'ı aldattı. Seni mi aldatmayacak? Aldanmamak mahviyettedir."

•

 

"Bendim; sonra aradım buldum, benliğimden geçtim."

 

•

 

"Zâhir ehli olan zaten zâhirde kalır. Onun için lafı çok olur ama hayatı boş olur.

Konuşacağına zikret, O'nunla ol."

 

•

 

"İman sahibi olduğumuzu ne ile ibraz ederiz? Ashâb-ı kiram nasıl çalıştı? Canını, malını hiçe saydı. "Allah" dedi, "Resulullah" dedi, orada kaldı."

•

 

"Bir kulun yanında çalışırken dikkat ediyoruz da, Hakk'a çalışırken neden dikkat etmiyoruz?"

 

•

"Birisi ibtilâ ile meşguldür, birisi sefa ile meşguldür. Aslında o sefa ile olan cefadadır, ötekisi sefadadır.

Hazret-i Allah her ibtilânın içine bir mükâfat yerleştirmiştir. Hem onu denemek için, hem de o mükâfata nail etmek için."

 


| Hakikat'te Bu Ay | Diğer Sayılar | Ana Sayfa |