İSLÂM İLMİHALİ

HACC (31)

 

Ağustos 2017
Hakikat Aylık İslâm Dergisi
s. 40

 

HACC HAKKINDA BİR TATBİKAT (15)

 

•Asr-ı Saâdette Bazı Tatbikatlar (2)

 

Câbir -radiyallahu anh-den şöyle rivayet edilmiştir:

"Vedâ Haccında, Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-in yanında yalnız Hacc niyeti ile ihrama girmiştik, sonra Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- bize:

'Hacc'ınızı Umre'ye çevirerek Kâbe'yi tavaf ediniz. Safâ ve Merve arasında say yapıp saçlarınızı kısaltarak ihramlarınızdan çıkınız. Sonra öylece ihramsız olarak kalınız. (Zilhiccenin sekizi) Terviye günü olunca, tekrar hacc niyeti ile ihrama giriniz. Önce yaptığınız yalnız Hacc'ı, Umre'ye çeviriniz." buyurdu.

Ashâb:

'Yâ Resulellah! Hacc niyetimizi nasıl Umre'ye çeviririz, halbuki biz ona Hacc adı vermiştik?' dediler.

Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz:

'Emrettiğimi yapınız, eğer kurbanımı işaretleyerek göndermiş olmasaydım size emrettiğimi ben de yapardım. Lâkin kurbanım yerine (Mina'ya) varıncaya kadar ihram bana helâl olmayacaktır." buyurdu.

Ashâb, Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-in emrine uyarak Hacc'larını Umre'ye çevirdiler." (Buhâri. Tecrid-i Sarih: 780)

Ashâb-ı kiram Mekke-i mükerreme'ye Zilhicce'nin dördünde gelmişlerdi. Sekizinde tekrar Hacc için ihrama gireceklerdi. Üç-dört gün gibi kısa bir müddet için ihramdan çıkmaya, o mânevî havayı terketmeye değmeyeceğini düşündüler.

Diğer taraftan; cahiliye devrinde Hacc aylarında Umre yapmayı, günah sayıyorlardı. Bunun için itiraz etmişler, ihramdan çıkmayı istememişlerdi.

Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz babalarının geleneklerinden makul ve meşru olmayanı değiştirmiş, olanları da aynen bırakmış, Hacc'la ilgili bir câhiliye geleneğini kaldırmıştır.

Bu tatbikat sadece Ashâb-ı kiram'a mahsus kalmıştır. Hacc için yapılan niyeti herkesin her zaman Umre'ye çevirmesi câiz değildir.

Bilâl bin Hâris -radiyallahu anh- der ki:

"Yâ Resulellah! Hacc için yapılan niyeti Umre'ye çevirmek sadece bize mi hastır, yoksa bizden sonrakiler için de câiz olacak mıdır?" diye sordu.

Bana şu cevabı verdi:

"Bu sadece size hastır." (Ebu Dâvud)

 

 

İlâhî Hükümler:

 

Allah-u Teâlâ Âyet-i kerime'sinde helâl ve haram olan yiyecekleri açıklayarak şöyle buyurmaktadır:

"İhramlı iken avlamayı helâl saymamanız şartıyla, çeşitli hayvanlar size helâl kılındı. Ancak haram oldukları size okunanlar müstesnâ. Şüphesiz ki Allah dilediği hükmü verir." (Mâide: 1)

Asıl itibariyle bütün hükümler O'nun istek ve irâdesine tâbidir, neyi helâl neyi haram kılacağına O karar verir. O'nun hiçbir hükmüne, hiçbir kimsenin itiraz etmeye salâhiyeti yoktur.

Bunun içindir ki;

"Ey iman edenler! Allah'ın nişanelerine, haram aya, kurbanlık hayvanlara, gerdanlıklara ve Rablerinden lütuf ve rızâ talep ederek Beyt-i haram'ı ziyarete gelenlere hürmetsizlik etmeyin." (Mâide: 2)

Yani bütün alâmetlere hürmet edin, hürmeti terketmeyin. Allah-u Teâlâ'nın, kulları için koyduğu hükümlerin dışına çıkmayın, çizdiği sınırları geçmeyin.

Bu ilâhî beyanda Allah-u Teâlâ'nın yücelttiği yer ve zamanlara saygı ve hürmet göstermeye işaret vardır.

"İhramdan çıkınca avlanabilirsiniz." (Mâide: 2)

İhramlarınızı çıkardıktan sonra sizin için avlanmak helâldir. Fakat Harem'de yapılan av, ne ihramlı ne ihramsız hiçbir şekilde câiz değildir.

"Sizi Mescid-i haram'a sokmadıkları için bir kavme olan kininiz, sakın sizi haddi aşmaya sevketmesin." (Mâide: 2)

Bir topluluğun sizi Mescid-i haram'dan engellemiş olmasına duyduğunuz kin, sakın sizi onlara zulmetmeye sevketmesin, sizi günaha sokmasın.

"Allah'tan korkun. Şüphesiz ki Allah'ın vereceği ceza çok şiddetlidir." (Mâide: 2)

Dayanılır bir şey değildir. O'ndan korkmayanlar için O'nun intikamı daha da şiddetli olacaktır.

 


| Hakikat'te Bu Ay | Diğer Sayılar | Ana Sayfa |