165. sayımızın kapağı

HAKİKAT'te Bu Ay:


TAKDİM


BAŞYAZI

Resulullah -s.a.v.- Efendimiz Zamanında Münâfıklar Vardı. Başı Vardı; Abdullah Bin Ubeyy Bin Selül. Bu Zamanın Baş Münâfığı Kimdir? Ebu Cehil Vardı. Bu Zamanın Ebu Cehil’i Kimdir? Bunu Umuma Söylüyoruz. Kararı Siz Verin, Maskeyi İndirin. Bunu Size Bırakıyorum.

Bu Münafıklar Eski Münafıklara Ne Kadar da Benziyor. Ebu Cehiller, Eski Ebu Cehillere Ne Kadar Benziyor. Çünkü Bunların Torunlarıdır.

"Kendilerinden Öncekiler de Aynı Şeyi Söylediler. Kalpleri Ne Kadar da Birbirine Benzemiş!" (Bakara: 118)

Çok Uyanık Bulunmamız Lazım, Bunların Düşman Olduğunu, Vatan Haini Olduğunu Bilmemiz Lazım. Çünkü Yarın Karşınızdaki İç Düşman Budur. Bunlar Asla Türk Milleti Taraftarı Değiller. Amerikan Taraftarıdırlar. Onun İçin Bunlar Çok Tehlikeli Kimselerdir. Bunu Böyle Tanıyalım. "Onlar Düşmandırlar, Onun İçin (Kendilerine Emniyet Etme) Onlardan Sakın. Allah Kahretsin Onları! Hakk’tan Nasıl Çevriliyorlar?" (Münâfikun: 4) "Şüphesiz ki Allah Hâinlik Yapanları Sevmez." (Enfâl: 58)

Hazret-i Allah’ı, Kitabullah’ı, Resulullah’ı Bıraktılar, Bir Kâfire Tabi Oldular. Bundan Daha Büyük Akılsızlık, Bundan Daha Büyük Kötülük Olur mu?

HER FIRSATTA KÜFRÜN LEHİNE, DİN VE VATANIN ALEYHİNE HAREKET EDEN MÜNÂFIKLARIN İÇYÜZÜ

Herkes, Asâletininin İcraatını Yapıyor
Bütün Gayeleri; Bu Vatanı Kâfire Peşkeş Çekmektir
Değil Vatanı, İmanları da Kâfire Peşkeş Çekmek İsterler
Zâlim Haçlı Ordularının Zulmüne Ortak Olmaktan Çekinmezler
Müslüman Allah’a, Münâfık Kâfire Sığınır
Kâfirleri ve Münâfıkları Dost Edinmeyin!
Kaleyi İçten Yıkmaya ve Cihad Ruhunu Söndürmeye Çalışırlar

“Andolsun ki Biz, Düşünüp Anlasınlar Diye Bu Kur’an’da Sözü Tekrar Tekrar Açıkladık. Fakat Bu, Onlara Daha da Kaçıp Uzaklaşmaktan Başka Bir Yarar Sağlamıyor.” (İsrâ: 41)
Al­lah-u Te­âlâ, İman ile Kü­für Ara­sı­na Ber­zah Koy­muş­tur. Ka­rış­ma­sı, Kay­naş­ma­sı Müm­kün De­ğil­dir
İs­lâm’a ve Va­tan’a İha­net Eden­ler
Bu Hâ­in­le­ri Na­sıl Ta­nır­sı­nız?
Al­lah-u Te­âlâ Küf­rü ve Kâ­fir­le­ri Pis ve Mur­dar Kıl­mış­tır
Av­ru­pa Bir­li­ği Adı Al­tın­da Di­ni­mi­ze ve Va­ta­nı­mı­za Ve­ri­len Za­rar
Küf­fa­rı Hoş Gö­ren­ler Bö­lü­cü­le­re ve Dış Düş­ma­na Ze­min Ha­zır­lı­yor­lar
Mü­nâ­fık Ne De­mek­tir? Mü­nâ­fık Ki­me De­nir?
Çok Uya­nık Ol­ma­mız Lâ­zım!
Baş Mü­nâ­fık­la­rın Ata­sı; Ab­dul­lah Bin Ubeyy bin Se­lül
Ebu Cehil de Halkı Küfre Meylettirmeye Çalışıyordu
Ebu Ce­hil’in Kat­li
İb­ra­him Aley­his­se­lâm ve Dâ­ve­ti
Re­sul ve Ne­bi­le­rin Ve­ki­li, On­la­rın Yap­tı­ğı İşi Ya­pan Hatm’ül-Ev­li­yâ
Hâ­te­mü’l-Ev­li­yâ’nın “Din Kâ­fir­le­ri”ne Vur­du­ğu İki Kı­lıç
Ev­li­yâ­ul­lah’ın Hatm’ül-Ev­li­yâ’nın Bu Ci­ha­dı­na Da­ir Ba­zı İf­şa­at­la­rı

/ İsmail Yavuz

TEKVÎR SÛRE-İ ŞERİF'İNİN TEFSİRİ - 2

Çok Şerefli Bir Elçi'nin Sözü


HAZRET-İ MUHAMMED ALEYHİSSELÂM

Tâif Yolculuğu

Kureyşliler zaten Ebû Tâlib'in vefatını bekliyorlarmış gibi, Resulullah Aleyhisselâm ve müslümanlar üzerindeki zulüm ve baskılarını kat kat artırdılar. Bunun üzerine yanına evlâtlığı Zeyd bin Hârise -radiyallahu anh-i alarak Mekke devrinin onuncu yılında Şevval ayında, Mekke'ye iki günlük (85 km.) mesafe olan Tâif şehrine gitti. İslâmiyet'i oralarda yaymayı düşünüyordu.


EVLİYÂ-İ KİRAM -kaddesallahu Esrârehüm- Hazerâtı'nın "Hâtemü'l-Evliyâ" Hakkındaki Beyan ve İfşaatları (88)

Sa'deddîn el-Hamevî -kuddise sırruh-


MEKTUBAT

Cem' Hâli (127. Mektup)  
/ Muhammed Es'ad Erbili -Kuddise Sırruh-


Allah-u Teâlâ'nın Sevgililerinin İfşaatlarına İzah ve Açıklamalar (23)

Muhyiddîn İbnü'l-Arâbî -Kuddise Sırruh- (12)

Şeyhü'l-Ekber Muhyiddîn İbnü'l-Arâbî -kuddise sırruh- Hazretleri, Allah-u Teâlâ'nın "Hâtemü'l-velâye"yi âlemde tek bir şahsa tahsis ettiğini ve velâyeti onunla mühürleyeceğini ifâde ederek şöyle buyurmuştur:
"Onların (velîlerin) Hatm'ine gelince; o zamanda bir değil, bilakis âlemde birdir. Allah velâyeti onunla hatmedip mühürleyecektir. Muhammedî velîler içinde ondan daha büyük bir kimse yoktur." (Fütûhâtü'l-Mekkiyye", c. 2, s. 9. Beyrut, trs.)


TASAVVUF’UN ASLI HAKİKAT VE MARİFETULLAH İNCİLERİ (3)

Yakınlık Nesebi

Peygamberlik kapısı kapandıktan sonra bu nur ikiye ayrılmış; bir taraftan Hazret-i Hatice -radiyallahu anhâ- Vâlidemize intikal ederek nesep itibarı ile yürümüş, diğer taraftan da yakınlık nesebi ile bu nur devam edegelmiştir. Hafî kısmı Hazret-i Ebu Bekir Sıddîk -radiyallahu anh- Efendimize, Cehrî kısmı Hazret-i Ali -kerremellahu veçhe- Efendimize verilerek nur iki koldan devam etmiştir.


GÜNDEM

Atom Bombası, Fransa, Siyonizm! / Uğur Kara

Adamlar yüz yıl uğraştılar başımıza Ermeni meselesi çıkarttılar. Ermeniler, Türkleri Kürtleri kıtır kıtır keserken oturup bekleyecek miydik? "Barzani canı ne istiyorsa yapsın", "İsrail kılıcını istediği gibi sallasın" diye oturup bekleyecek miyiz? Tabii ki hayır! Kâfirin bir planı var, ancak Allah-u Teâlâ her şeyi onlara bırakacak değil.
"(Yahudiler gizlice) tuzak kurdular. Allah da onların tuzaklarına karşılık verdi. Allah tuzak kuranlara karşılık vermekte en güçlü olandır." (Âl-i imrân: 54)


TARİHTEN SAYFALAR

"Gemileri Karadan Yürütmek" Fâtih'in Bir "Savaş Stratejisi"ydi! Fâtih, Yalnız "İstanbul'un Fethi"nde Değil, "Belgrad" ve "Eğriboz" Seferleri'nde de Gemileri Karadan Yürütmüştü!.. / Hakan Yılmaz

Müverrihlerin ifâdelerinden açıkça anlaşılıyor ki, Fâtih'in ve askerlerinin gemileri yürütürken kullandıkları kızak, yere döşenmiş alelâde bir "kızak" değil; içinde tekerlekler dönen, dünyânın belki de o güne kadar tasarlanmış ilk "raylı sistem"iydi. Hâdiseyi ayrıntılı olarak anlatma yoluna gitmeyen tarihçiler, herkesçe bilinen "kızak" benzetmesiyle kaba bir târif yapmışlar; biraz ayrıntıya girenler ise bu sisteme bir ad koymakta zorlandıklarından, "araba" ve "tekerlekler"den sözederek düzeneği tasvire çalışmışlardı.


Çocuklar Duygularını Rahatça İfade Edebilmeli! / Canan Büşra Kara


| Diğer Sayılar | Ana Sayfa |