Bölücülerden;

Sahte Kahramanlardan;

Diliyle Vatanperver, İcraatıyla Vatan Haini Olanlardan Uzak Durun!

Sizi de Onlardan Sanmasınlar!

 

Osmanlı’nın yıkılışı ve Kurtuluş Savaşı günlerinde Türkiye çok büyük dış tehditlerle karşı karşıya kalmıştı. Bu tehditlere zayıf ve fakir yakalandık. Allah-u Teâlâ’nın yardımı ile o badireler atlatıldı.

Şu yaşadığımız günlerde de çok büyük dış tehditler altındayız. Bütün dikkatimizi ve azmimizi bu dış tehditlere yöneltmemiz gerekiyor. Ancak görüyorsunuz bu mümkün olmuyor.

Küffar bizden çekindiği için içeride bir tartışma ve hatta çatışma ortamının devamından ziyadesiyle memnun oluyor. Ve bu ortamın devamı için istihbaratını; askerî, siyasi, ekonomik her türlü imkânını kullanıyor. En büyük yardımı da kendisine bağlılıktan bir çıkar uman hâinlerden görüyor.

Evet, küffar devletlerinin yardım ve desteğinden bir çıkar, bir fayda uman kimseye “Hâin” denilmez de ne denir. Böyle müzayakalı, böyle kritik bir devirde bu alçaklığı yapana başka bir isim vermek mümkün müdür?

PKK olsun, “Brüksel lahanası” tabir olunan “Entel-liboş” takımı olsun, dindarlık maskesi altında ortaya çıkan güruhlar olsun dikkat ederseniz hepsinin “Küffardan medet umma” noktasında bir şekilde dayanışma gösterdiklerini görürsünüz. Bu dayanışmayı alenen yapamazlar. Çekinirler. Ancak gizliden gizliye akla-hayale gelmeyecek şeyler yaparlar. Öyle bir fitneye düçar olmuşlardır ki, memleket ve devlet aleyhinde faaliyette bulunmayı ehven görürler.

Fakat bakıyorsunuz halk bocalıyor. Bu bocalamaların en büyük sebebi yine kendisidir. Zira “Hakk”a sarılmak yerine “Halk”a sarılacağım diye uğraşıp duruyor. Bir gün birisini destekliyor, “Yandım” diyor, sonra başka birisini desteklemeye başlıyor. Oradan da yandıktan sonra bu sefer bir başkasına sarılıyor.

Bu yalancıların, bu çamur atma sanatçılarının, bu söz cambazlarının, bu küffar dostlarının peşini bırakma zamanı hâlâ gelmedi mi?

Din bölücüsü olsun, terör bölücüsü olsun yıllar yılı çok büyük fitneler çıkarttılar, çok büyük zararlar verdiler. Bunları dinleyen, bunların peşinden giden geniş bir kitle oluştu. Bu kitlelerin kalbi gönlü fitnelerle doldu.

Şeytan her bir fitneciyi öyle bir uçuruyor ki, gözleri görmez oluyor. Ahiretteki âkıbetleri belli olduğu gibi, dünyada da kendi âkıbetlerini kendileri hazırlıyorlar. Meselâ ilk çıktığı yıllarda “Apocu” tabir edilen PKK fitnesini ele alalım. Amerika’nın, Avrupa’nın desteğini, Hazret-i Allah’ın desteğini almaktan önde tutuyorlar. O kadar uçmuşlar ki, “Bir gün gelecek Apo cumhurbaşkanı olacak!” diyorlar. Şaşırmayın! Buna inanan o kadar çok terör örgütü yandaşı var ki! Apo’nun kendisi bile havaya girdi: Kendisini muayene eden doktora “Seni sağlık bakanı yapacağım.” diyecek kadar.

Bu gibi örnekleri çoğaltabilirsiniz. Mesela “Küfrü hoş görenler”in gerçek duygusu şudur:

Türkiye onlar için dünya üzerindeki ülkelerden herhangi birisidir. Onlar argo tabirle “Türkiye’yi aşmışlardır.” Dünyanın her yerine gidiyorlar, Amerika amcaları da arkalarında. Türkiye ister bunların arkasından gider, istemezse kendisi bilir. Dikkat ederseniz bu kendini beğenmişlik ve kibir bunların baştan aşağı bütün zerrelerini kaplamıştır.

Bunun gibi bazıları da “Artık zaman geldi, iç dış herkes beni destekliyor, yakında bütün iktidarı elime alacağım.” sevdasındadırlar.

Bu gibi şeytanın uçurduklarını dinlerseniz büyük bir hataya düşersiniz.

Zira hakikat gün gibi ortada. Bu güruhların her birisi yakında dünyada da bu yaptıklarının, bu kibirlerinin, bu küffarla birlik olup hainlik yapmanın cezasını göreceklerdir. Allah-u Teâlâ bu milletin necip olanlarına tekrar fırsat verecek inşaallah-u Teâlâ. Bu bölücülerin hepsi, içinde bulundukları duruma şaşakalacaklar. Ancak fitne bunların bütün zerrelerine işlediği için geri de dönemezler.

Binaenaleyh Amerika’dan, Avrupa’dan fayda ummak bu vatana büyük bir zarardır. Bu küffara dayananların dünyada ağır bir musibete uğramaları kaçınılmazdır. Görüyorsunuz, küffar kapıya dayanmış. Eninde sonunda bir harp görünüyor.

Amerika bile Türkiye’yi karşısına almaktan çekiniyor, sinsi sinsi icraat yapmaya çalışıyor. Bu ahmaklar nelerine güveniyorlar.

Binaenaleyh ahmet gelmiş, mehmet gelmiş; bu kısır döngülerin içinde hapsolup genel çerçeveyi gözlemekten mahrum kalmayın. Hazırlıklarınızı tamamlayın. Tedbirlerinizi şimdiden alın.

En büyük tedbir bu bölücülerden, bu sahte kahramanlardan, bu diliyle vatanperver icraatıyla vatan hâini olanlardan uzak durmaktır. Bunlardan uzak durun.

Biz bu sahtekârlardan değiliz. Bu müslüman milleti ve bu vatanı, bu sahtekârlardan korumak ve kurtarmak için çok azimliyiz.

 


| Hakikat'te Bu Ay | Diğer Sayılar | Ana Sayfa |