Bismillahirrahmanirrahim

"Varlığının başlangıcı ve sonu olmayan, zâtında ve sıfatlarında eşi benzeri bulunmayan; kâinâtın Hâlik'ı, âlemlerin Rabb’i, dilek makamının en yücesi, ümit makamının en keremlisi, merhametlilerin en merhametlisi olan Allah-u zül-celâl vel-kemâl Hazretleri'ne; O'nun sevdiği ve beğendiği şekilde bitmez-tükenmez hamd-ü senâlar olsun.
Bütün kâinat zât-ı Ahmedî'si ve nûr-i Muhammedî'si şerefine yaratılan, Allah-u Teâlâ'nın yüce Resul'ü ve biricik Habib'i, Rubûbiyet esrârının emîni, ahlâk-ı hamide'nin ve eşsiz faziletlerin menbâı, dünya ve ahirette en büyük rehberimiz, en güzel numunemiz, Peygamberimiz Efendimiz'e, onun diğer peygamber kardeşlerine, hepsinin Âl ve Ashâb-ı kiram'ına, etbâına, ihsan duygusuyla kıyamete kadar onlara tâbi olup izinden gidenlere; sonsuzların sonsuzuna kadar salât-ü selâmlar olsun."

Muhterem Okuyucularımız;

Öyle bir devirde yaşıyoruz ki, ilâhî bütün hükümleri hiçe sayıp nefsini ilâh edinenlerle, Allah-u Teâlâ’ya ve hükmüne karşı gelenlerle ve deccalden daha beter olan sapıtıcı imamlarla karşı karşıyasın.

Oysa Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz Vedâ haccı sırasında hamd ve senâda bulunmuş, akabinde Mesih ve Deccal’den uzun uzun söz etmiş, şöyle buyurmuştur:

“Allah’ın gönderdiği her peygamber, ümmetini onunla korkuttu. Nuh Aleyhisselâm ümmetini onunla korkuttu, ondan sonra gelen peygamberler de korkuttular.

O sizin aranızdan çıkacak. Onun hali sizden gizli kalmayacak. Rabb’inizin tek gözlü olmadığı size gizli değildir. O ise sağ gözü kör birisidir. Onun gözü dışa fırlamış üzüm danesi gibidir.” (Buhârî - Müslim)

Ben de sizi korkutuyorum.

Ve fakat Deccal’in fitnesi bu kadar büyük olduğu halde, Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz bu sapıtıcı imamları ondan daha beter ve ondan daha tehlikeli saymıştır.

Nitekim bir Hadis-i şerif’lerinde de şöyle buyuruyorlar:

“Sizin için Deccal’den daha çok Deccal olmayanlardan korkarım.

- Onlar kimlerdir?

Saptırıcı imamlardır.” (Ahmed bin Hanbel)

Niçin Deccal’den daha korkunç ve daha tehlikelidir bu sapıtıcı imamlar?

Deccal’in işaretleri bellidir, doğrudan doğruya allahlık dâvâsı ile çıkacak. Kâmil iman sahipleri hiçbir zaman ona aldanmaz, tuzağına düşmez.

Dikkat ederseniz ancak kâmil iman sahiplerinin aldanmayacağına işaret ediyoruz. Görülüyor ki, iman sahibi olduğunu söyleyen milyonlarca müslüman bu sapıtıcı imamlara uydular, göre göre nasıl kuyuya düşerek imandan çıktılar!

•

Mahkeme kararlarını görün, içyüzlerini öğrenin! Onların müslüman olmadığını şuradan anlarız ki, Âyet-i kerime’leri mahkemeye dahi şikâyet ettiler.

Gerçekten bekledikleri fırsatı elde edemediler. Edebilselerdi hiç şüphe yok ki Hizbülvahşet’ten geri kalmazlardı. Bunların katliamları daha büyük olacaktı. Gizli raporlarında bu durum açıkça görülmektedir. Fakat Allah-u Teâlâ onlara bu fırsatı vermedi.

“Dinleri Süleymancılık, İmanları Para, Has Huyları Gasp, Meslekleri de Dilencilik Olan Süleymancıların İçyüzü” adlı kitabımızı okuyan ayıldı, onların ne olduklarını öğrendi, bu kitap onların bellerini kırdı.

Bunlar da diğer bölücüler gibi din ve vatan düşmanlarıdırlar. Oysa devlet ittifaktan doğar, devletsizlik ise nifaktan.

Dinimizin ve vatanımızın müdafaası için üzerlerine amansız yürüdük ve kurdukları dinlerini kuruttuk. Hakikatin karşısında tutunamadılar.

•

Süleymancıların birçok konuda kendi zan kitaplarına uydukları ve Allah-u Teâlâ’nın Âyet-i kerime’lerini, Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz’in emir ve hükümlerini hiçe sayarak hareket ettikleri açıklanmış ve âlem-i İslâm’ın nazâr-ı dikkatlerine arz edilmiştir.

Bizim gayemiz bu fitnelerin sönmesi, ümmet-i Muhammed’in Hazret-i Allah ve Resul’ünde birleşmesidir. Başka hiçbir gayemiz yok. Ben kendimi Hazret-i Allah’a boyun bükenlerin hizmetçisi olarak ilân etmişimdir. Hiç kimseden bir şey beklemiyorum.

Allah’ın ipine sımsıkı sarılın, bu berzahlara dikkat edin. İmanla küfrü, müminle kâfiri, hakikat ile dalâleti ayırıyorum. “Bu söyledikleriniz doğru değildir.” diyenlerden de cevap bekliyorum. İslâm lâf işi değildir. Ben sizin dininize tâbi değilim. Bunları sırf bir kişi için yazıyorum. “Acaba kurtulur mu?” diye!

Zira bu kadar bölücüye karşı durmam için Allah-u Teâlâ bu ilmi bahşetti.

Ölünceye kadar bu bölücülerle mücadele etmeye azimliyim.

Allah-u Teâlâ’dan şöyle bir niyazım var:

“Ayaklarımı rızânda sâbit kıl, lütfunla destekle. Alıncaya kadar değil, aldıktan sonra da mücadeleme devam ettir.”

Allah'a emanet olunuz.

Bâki esselamü aleyküm ve rahmetullah...

 

 


| Hakikat'te Bu Ay | Diğer Sayılar | Ana Sayfa |